Connect with us

Hastalık

Yüksek Kan Basıncı (Hipertansiyon) Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey (1)

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Hipertansiyon, kalpten vücuda taşınan kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvvetin, kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarına neden olabilecek kadar yüksek olduğu yaygın bir tıbbi duruma verilen isimdir. Hipertansiyon aynı zamanda yüksek tansiyon adıyla da bilinir.

Yüksek kan basıncı nedir?

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, tansiyonunuz sağlıksız seviyelere çıktığında ortaya çıkar. Kan basıncı ölçümünüz, kan damarlarınızdan ne kadar kan geçtiğini ve kalp pompalarken kanın karşılaştığı direnç miktarını hesaba katar.

Dar arterler direnci artırır. Atardamarlarınız ne kadar dar olursa, tansiyonunuz o kadar yüksek olur. Uzun vadede artan basınç, kalp hastalığı da dahil olmak üzere sağlık sorunlarına neden olabilir.

Hipertansiyon oldukça yaygındır. Hipertansiyon tipik olarak birkaç yıl içinde gelişir. Genellikle herhangi bir belirti fark etmezsiniz. Ancak semptomlar olmasa bile, yüksek tansiyon kan damarlarınızda ve organlarınızda, özellikle beyin, kalp, gözler ve böbreklerde hasara neden olabilir.

Erken teşhis önemlidir. Düzenli kan basıncı ölçümleri size ve doktorunuza herhangi bir değişiklik farketmenizde yardımcı olabilir. Kan basıncınız yükselirse, doktorunuz, sayının yüksek kalıp kalmadığını veya normal seviyelere düşüp düşmediğini görmek için birkaç hafta boyunca kan basıncınızı kontrol ettirebilir.

Hipertansiyon tedavisi hem reçeteli ilaçları hem de sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini içerir. Durum tedavi edilmezse, kalp krizi ve felç gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Yüksek tansiyona ne sebep olur?

İki tür hipertansiyon vardır. Her türün farklı bir nedeni vardır.

Birincil hipertansiyon

Birincil hipertansiyona esansiyel hipertansiyon da denir. Bu tür bir hipertansiyon, tanımlanabilir bir neden olmaksızın zamanla gelişir. Çoğu insanda bu tür yüksek tansiyon vardır.

Araştırmacılar, hangi mekanizmaların kan basıncının yavaşça artmasına neden olduğu hala belirsiz olduğunu ifade ediyor. Bir faktör kombinasyonu rol oynayabilir. Bu faktörler şunları içerir:

Genler: Bazı insanlar genetik olarak hipertansiyona yatkındır. Bu, ebeveynlerinizden miras kalan gen mutasyonlarından veya genetik anormalliklerden olabilir.

Fiziksel değişiklikler: Vücudunuzda bir şey değişirse, vücudunuzda sorunlar yaşamaya başlayabilirsiniz. Yüksek tansiyon bu sorunlardan biri olabilir. Örneğin, yaşlanmaya bağlı olarak böbrek fonksiyonunuzdaki değişikliklerin vücudun doğal tuz ve sıvı dengesini bozabileceği düşünülmektedir. Bu değişiklik vücudunuzun kan basıncının artmasına neden olabilir.

Çevre: Zamanla, fiziksel aktivite eksikliği ve kötü beslenme gibi sağlıksız yaşam tarzı seçimleri vücudunuza zarar verebilir. Yaşam tarzı seçimleri kilo sorunlarına yol açabilir. Fazla kilolu veya obez olmak, hipertansiyon riskinizi artırabilir.

İkincil hipertansiyon

İkincil hipertansiyon genellikle hızlı bir şekilde ortaya çıkar ve birincil hipertansiyondan daha şiddetli hale gelebilir. İkincil hipertansiyona neden olabilecek birkaç durum şunları içerir:

  • böbrek hastalığı
  • obstrüktif uyku apnesi
  • doğuştan kalp kusurları
  • tiroidinizle ilgili sorunlar
  • ilaçların yan etkileri
  • yasadışı uyuşturucu kullanımı
  • alkol kötüye kullanımı veya kronik kullanım
  • böbrek üstü bezi sorunları
  • belirli endokrin tümörler

Hipertansiyonun belirtileri nelerdir?

Hipertansiyon genellikle sessiz bir durumdur. Çoğu insan herhangi bir belirti yaşamaz. Durumun semptomların belirgin hale gelmesine yetecek kadar şiddetli seviyelere ulaşması yıllar, hatta on yıllar alabilir. O zaman bile, bu semptomlar başka sorunlara atfedilebilir.

Şiddetli hipertansiyon belirtileri şunları içerebilir:

  • baş ağrısı
  • nefes darlığı
  • burun kanaması
  • kızarma
  • baş dönmesi
  • göğüs ağrısı
  • görsel değişiklikler
  • idrarda kan

Bu semptomlar acil tıbbi yardım gerektirir. Hipertansiyonu olan herkeste görülmezler, ancak bu durumun bir semptomunun ortaya çıkmasını beklemek ölümcül olabilir.

Hipertansiyonunuz olup olmadığını anlamanın en iyi yolu, düzenli kan basıncı ölçümleri almaktır. Çoğu doktor muayenehanesi her randevuda tansiyon ölçümü yapar.

Sadece yıllık fiziksel muayeneniz varsa, doktorunuzla hipertansiyon riskleriniz hakkında konuşun ve kan basıncınızı izlemenize yardımcı olması için ihtiyaç duyabileceğiniz diğer ölçümler.

Örneğin, ailenizde kalp hastalığı öyküsü varsa veya durumu geliştirmek için risk faktörleriniz varsa, doktorunuz tansiyonunuzu yılda iki kez kontrol ettirmenizi tavsiye edebilir. Bu, sizin ve doktorunuzun olası sorunları sorunlu hale gelmeden önce kontrol etmesine yardımcı olur.

Hastalık

Bel fıtığı ağrısına dikkat

Bacağa vuran bel fıtığı ağrısı daha çok ofis çalışanlarını, ve ileri yaşa rağmen hayatını tek başına sürdürenleri hedef alıyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Günümüzde sık görülen “bacağa vuran bel fıtığı ağrısı”, halk arasındaki adıyla ‘’siyatik ağrısı’’ kişiyi hastane hastane gezdiren, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve iş gücü kaybına yol açabilen bir rahatsızlık olarak biliniyor. Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ercan Hassa, son yıllarda sık uygulanan ve ‘’selektif sinir bloğu’’ adı verilen tedavi yöntemiyle ağrısı bacağa vuran bel fıtığının önemli bir kısmının ameliyatsız olarak tedavi edilebildiğini belirterek, konuyla ilgili bilgi verdi.

Bel fıtığı rahatsızlığında bazı hastalarda ağrı bel ile sınırlı kalırken, bazılarında ise bacaklara yayılım gösterebildiğine dikkati çeken DoçDrHassa, “Omurgamıza esneklik sağlayan bel omurlarımız hareket yeteneğini içi sıvı dolu disklerden alır. Ancak söz konusu diskler kişi yaş aldıkça genetik faktörlere, uygun olmayan sportif faaliyetlere ve ağır yük kaldırma gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak yıllar içerisinde deformasyona uğrayıp, özelliklerini yitirebilmektedir. Bu da bazı hastalarda bel ağrılarına neden olurken, bazılarında ise beraberindeki fıtıklaşmayla birlikte sinirlere bası yaparak bacağa yayılan ağrılara sebebiyet vermektedir. Ancak bacağa vuran bel fıtığı ağrısına her zaman bel ağrısı eşlik etmek zorunda değildir” dedi.

İşlem sırasında kullanılan özel iğneler yardımıyla, bel bölgesindeki belirli kemik aralıklarından ağrıya neden olan ilgili sinir köküne ulaşıldığını anlatan Doç. Dr. Hassa, “Aynı anda kullanılan ileri görüntüleme yöntemleri ile de uygulama seviyesi sürekli olarak teyit edilmektedir. Hafif sedasyon verilen hastaya enjekte edilen steril opak maddeler sayesinde blokaj uygulanacak kök belirgin hale gelmektedir. Final olarak uzman hekim tarafından ameliyathane koşullarında gerçekleşen kısa süreli bu işlemde ağrı odağı olan köklere ilaç uygulanır. Lokal ağrı kesiciler ve lokal ödem gidericilerden oluşan kombine ilaç sayesinde hasta uygulama sonrası önemli ölçüde rahatlama hissetmektedir. Asıl yüz güldürücü sonuçlar ise bir haftanın sonunda ortaya çıkmaktadır” dedi.

SELEKTİF SİNİR BLOĞU TEDAVİSİ İÇİN YAŞ SINIRLAMASI YOK

“Genç hastalarda selektif sinir bloğu tedavisinin etkisi çok uzun soluklu olabilmektedir” diyen Hassa, “Hatta kişinin ameliyat gereksinimini ortadan kalkabilir. Ameliyat olamayan ve cerrahi dışı bir seçenek düşünen ileri yaş hastalarda da bu tedavi sayesinde ciddi bir konfor sağlanmaktadır. Tıpkı genç hastalar gibi bu kişiler de tedavi sonrası günlük faaliyetlerini yapabilir duruma gelmektedir. Ancak genç hastaların aksine ileri yaş grubunda bir yıl içerisinde ikinci kez selektif sinir bloğu tedavisi önerilebilir. Unutulmamalıdır ki, bazı durumlarda ise bel fıtığının ameliyatsız çözümü mümkün değildir. Bu tür hastalarda izlenecek olan en uygun tedavi şekline omurga konusunda deneyimli uzman cerrahların karar verdiği hatırlanmalıdır” diye konuştu.

OKUMAYA DEVAM ET

Hastalık

Vitiligo hastaları çareyi Bursa’da buluyor

Sadece Türkiye’nin dört bir yanında değil, dünyanın birçok ülkesinden insanlar Bursa’ya akın ediyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Vitiligo, kesin sebebi bilinmemekle birlikte deride pigment kaybına bağlı olarak açık renkli alanların oluştuğu bir tür deri hastalığıdır. Halk arasında ala veya alaca hastalığı olarak farklı şekillerde adlandırılabilen bu hastalık, her yaşta görülebilse de büyük oranla 20 yaşından önce belirti vermeye başlar. Son yıllarda pandemiyle birlikte sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde de artış gösteren vitiligo, vücuttaki bağışıklık sisteminin çökmesiyle veya vücuda yararlı hücreleri savaşçı olarak görüp onları yok etmesiyle ortaya çıkan çağın en önemli hastalıklarından birisi olarak biliniyor.

Bursa’da faaliyet gösteren Este Altınok Güzellik Uzman Estetisyeni Elif Seda Ateş Alkan, vitiligo hastalığına karşı medikal kamuflaj yöntemiyle vücuttaki istenmeyen lekelerden tamamen kurtulacağını söyledi. Uzman Estetisyen Elif Seda Ateş Alkan, “Vitilogo kapama yöntemi son zamanlarda ciddi anlamda bir kurtarıcı. Medikal kamuflaj seans seans uygulanan bir işlem. Seanslar 30 günde bir tekrarlanıyor. Sağlık Bakanlığı onaylı ve aynı zamanda Cerrahpaşa Eğitim Hastanesinde Dermatoloji Bölümünde de yapılan nano teknoloji yöntemiyle yapılan bu işlemlerle danışanlarımız memnun kalıyor” dedi.

VİTİLİGO HASTALARI BURSA’YA AKIN EDİYOR

Este Altınok Kişisel Bakım Merkezi Kurucusu İkbal Yeşil, “Vitiligo kapama yöntemini 30 gün aralıklarla toplamda 4 seans olmak üzere danışanlarımıza uyguluyoruz. Bu yöntemle yüzde 70’in üzerinde vücuttaki vitiligo lekeleri tamamen yok oluyor. Yerine doğal bir şekilde derinizin kendi rengi geliyor. Derinin rengi aldığını gösteriyor ve ondan sonra her seansta rengin daha koyulaşarak kendi cilt tonunuza yakın hale geliyor. Danışanlarımız ilk seansta bu değişimi fark etmeye başlıyorlar” dedi.  Este Altınok Kişisel Bakım Merkezi Kurucusu İkbal Yeşil, vitiligo kapama yöntemini uygulayan tüm danışanların memnun olduğunu ifade ederek, “Sadece Türkiye’nin neredeyse her ilinden değil, dünya genelinde bir çok ülkeden insanlar da Bursa’ya geliyorlar” dedi.

OKUMAYA DEVAM ET

Hastalık

Bayram’da çocukların ağız sağlığına dikkat

Bayram tatilinde çok dikkat edilmesi gereken iki konu ön plana çıkıyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Önümüzde kalabalık misafirliklerle geçecek, uzun süredir görüşemeyen minik kuzen ve arkadaşların buluşmaları ile hareketli oyun ortamlarının oluşacağı, çürük yapıcı şekerli atıştırmalıkların, içeceklerin ve tatlıların bolca tüketileceği uzun bir bayram tatili var. “Isınan havaların da oyun parklarında geçirilen zamanı ve dondurma tüketimini arttıracağını göz önünde bulundurduğumuz zaman bayram tatilinde çok dikkat edilmesi gereken iki konu ön plana çıkıyor” açıklamasında bulunan Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir “Diş kırılmaları, dudak yarılmaları gibi problemlerle sonuçlanabilecek kazalar ve çürük riskinde artışa dikkat diyerek dikkat edilmesi gereken diğer hususları şu şekilde sıraladı;

Bayram tatili boyunca yaşanabilecek ve ağız-çene bölgesindeki dişleri, dişleri çevreleyen sert ve yumuşak dokuları etkileyebilecek tüm kazalarda yapılması gereken acil müdahalelerde yol gösterici olması açısından ‘ToothSOS’ isimli telefon uygulaması mutlaka tüm ebeveynlerin telefonlarında bulunması gerektiğini belirtmeliyim. ‘ToothSOS’ herhangi bir ticari kaygı gütmeyen, Uluslararası Dental Travmatoloji Derneği tarafından hazırlanan ve sürekli güncellenen bir uygulama ve hem android hem IOS işletim sistemlerinden kolayca erişim sağlanabiliyor.

ToothSOS uygulamasında ‘Dişim Yaralandı’ ve ‘Diş Yaralanmaları Nasıl Önlenebilir’ seçenekleri bulunmaktadır. ‘Dişim Yaralandı’ linkine giriş yapıldığında, ebeveynleri, travma kaynaklı oluşabilecek hasarları fotoğraflarla açıklayan bir ekran karşılar. Mevcut travma görüntüsüne benzer olduğu düşünülen travma linkine giriş yapıldığında ise, çocuk diş hekimine gidene kadar geçecek olan süreçte yapılması gereken acil müdahaleler için bilgilendirmeler yer alır. ‘Travma anı ile diş hekimine gidilen süreç arasında harcanan zaman ne kadar kısa olursa, uygulanacak olan tedavinin başarı oranı o kadar yükselir, travmaya bağlı oluşabilecek kalıcı hasarların oranı ise düşer.’

Dişin tamamen yerinden çıkması veya diş sert dokularında kırık oluşması halinde; dış ortamda kalan dişin veya kırık diş parçası, diş hekimine gidene kadar geçen süreçte, su veya sütte muhafaza edilmelidir. Yerinden çıkan dişin eski konumuna yerleştirilebileceği, kırık diş parçasının ise yapıştırılabileceği göz önünde bulundurularak; ulaşılabilen diş parçaları eksiksiz olarak diş hekimine iletilmelidir.

Şekerle tatlandırılmış gıda ve içecekler, dişlerde çürük oluşması riskini arttırır. Ağızda var olan diş çürüklerinin ise hızla ilerlemesine sebep olur. Gazlı içeceklerin yapısındaki asitin, şekerli içeceklerin ağız içinde çözünmesi ile ortaya çıkan asite göre, diş minesi üzerinde daha yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu vurgulamak gerekir. Meyveli sodalar, kutu meyve suları, hazır kahveler, enerji içecekleri gibi içecekler çocuklarda, ağızdaki çürük yapan bakteriler için önemli bir besin kaynağı olan şekeri yüksek oranda içerir. Özellikle, bayramlar gibi, özel günlerde; her misafirlikte şeker, lokum, çikolata gibi çürük yapıcı atıştırmalıkların da sıklıkla tüketilmesi diş çürükleri için risk oluşturur.

Her atıştırmalık tüketiminden sonra çocukların ağızlarını suyla çalkalamaları veya bolca su içmeleri sağlanmalıdır. Mevsim meyvelerinin de şeker içerdiği unutulmadan, ara öğünlerde yapılan atıştırma sıklığı mümkün olduğu kadar azaltılmalı; krokanlı, emilerek uzun sürede tüketilen, yapışkanlığı sebebiyle diş yüzeylerinden uzaklaştırılması güç olan şekerli atıştırmalıklardan kaçınılmalı; sabah ve akşam yapılması gereken diş fırçalamasına ek olarak, gün içinde de dişlerin ‘mutlaka ebeveyn kontrolünde’ fırçalanmasına özen gösterilmelidir.

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler