Connect with us

Hastalık

Yüksek Kan Basıncı (Hipertansiyon) Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey (4)

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Hamilelik sırasında yüksek tansiyon

Hipertansiyonu olan kadınlar, duruma rağmen sağlıklı bebekler doğurabilir. Ancak hamilelik sırasında yakından izlenmezse ve yönetilmezse hem anne hem de bebek için tehlikeli olabilir.

Yüksek tansiyonu olan kadınların komplikasyon geliştirme olasılığı daha yüksektir. Örneğin, hipertansiyonu olan hamile kadınlar, böbrek fonksiyonlarında azalma yaşayabilir. Hipertansiyonlu annelerden doğan bebeklerin doğum ağırlığı düşük olabilir veya erken doğabilirler.

Bazı kadınlar hamilelikleri sırasında hipertansiyon geliştirebilir. Birkaç tür yüksek tansiyon problemi gelişebilir. Bebek doğduktan sonra durum genellikle kendini tersine çevirir. Hamilelik sırasında gelişen hipertansiyon, yaşamın ilerleyen dönemlerinde hipertansiyon gelişme riskinizi artırabilir.

Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi)

Bazı durumlarda, hipertansiyonu olan hamile kadınlar, hamilelikleri sırasında preeklampsi geliştirebilirler. Bu yüksek kan basıncı durumu böbrek ve diğer organ komplikasyonlarına neden olabilir. Bu, idrarda yüksek protein seviyelerine, karaciğer fonksiyonlarında sorunlara, akciğerlerde sıvıya veya görsel sorunlara neden olabilir.

Bu durum kötüleştikçe anne ve bebek için riskler artar. Preeklampsi, nöbetlere neden olan eklampsiye yol açabilir. Hamilelikteki yüksek tansiyon sorunları, dünyada anne ölümünün önemli bir nedeni olmaya devam etmektedir. Bebek için komplikasyonlar arasında düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve ölü doğum yer alır.

Preeklampsiyi önlemenin bilinen bir yolu yoktur ve durumu tedavi etmenin tek yolu bebeği doğurtmaktır. Bu durumu hamileliğiniz sırasında geliştirirseniz, doktorunuz sizi komplikasyonlar açısından yakından izleyecektir.

Yüksek tansiyonun vücut üzerindeki etkileri nelerdir?

Hipertansiyon genellikle sessiz bir durum olduğundan, semptomlar belirgin hale gelmeden önce vücudunuza yıllarca zarar verebilir. Hipertansiyon tedavi edilmezse ciddi, hatta ölümcül komplikasyonlarla karşılaşabilirsiniz.

Hipertansiyonun komplikasyonları aşağıdakileri içerir.

Hasarlı arterler

Sağlıklı arterler esnek ve güçlüdür. Kan sağlıklı atardamarlardan ve damarlardan serbestçe ve engellenmeden akar.

Hipertansiyon, arterleri daha sert, daha sıkı ve daha az elastik hale getirir. Bu hasar, diyet yağlarının arterlerinizde birikmesini ve kan akışını kısıtlamasını kolaylaştırır. Bu hasar, kan basıncının artmasına, tıkanmalara ve nihayetinde kalp krizi ve felce neden olabilir.

Hasarlı kalp

Hipertansiyon kalbinizin çok çalışmasına neden olur. Kan damarlarınızdaki artan basınç, kalbinizin kaslarını sağlıklı bir kalbin olması gerekenden daha sık ve daha fazla kuvvetle pompalamaya zorlar.

Bu, kalbin büyümesine neden olabilir. Büyümüş bir kalp, aşağıdakiler için riskinizi artırır:

  • kalp yetmezliği
  • aritmiler
  • ani kalp ölümü
  • kalp krizi

Hasarlı beyin

Beyniniz, düzgün çalışması için sağlıklı bir oksijen bakımından zengin kana güvenir. Yüksek tansiyon beyninizin kan kaynağını azaltabilir:

Beyne giden kan akışının geçici olarak tıkanmasına geçici iskemik ataklar (TIA’lar) denir .

Kan akışının önemli ölçüde tıkanması beyin hücrelerinin ölmesine neden olur. Bu, felç olarak bilinir.

Kontrolsüz hipertansiyon, hafızanızı ve öğrenme, hatırlama, konuşma ve akıl yürütme becerinizi de etkileyebilir. Hipertansiyonu tedavi etmek genellikle kontrolsüz hipertansiyonun etkilerini silmez veya tersine çevirmez. Bununla birlikte, gelecekteki sorunlar için riskleri azaltır.

Hastalık

El titremesi Parkinson habercisi olabilir

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, toplumda sıklıkla görülen el titremesinin nedenleri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

El titremelerinin toksik ve metabolik sebeplerle görülebileceğini belirten Prof. Dr. Barış Metin, “Psikiyatrik ilaçların yan etkileri, tiroit fonksiyonlarındaki sorunlar, nörolojik beyin hastalıkları ve Parkinson gibi hastalıkların el titremesine sebebiyet vermesi olasıdır.” dedi.

El titremesinin sebebini anlamak için hangi durumlarda olduğunu araştırmak gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Metin, “İstirahat halindeyken mi görülüyor ya da hareket halindeyken mi görülüyor önce buna bakmak gerekir. İstirahat halindeyken el titremesi genellikle Parkinson hastalarında görülür. Hareket halinde olan titreme ise ailevi ya da esansiyel tremor yani ilaçlara yan etki olan iyi huylu titremelerdir.” şeklinde konuştu.

“Vitamin eksikliği el titremesine neden olmaz”

Yaygın inanışın aksine vitamin eksikliklerinde el titremesi görülmediğini dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, ancak bazı durumlarda alkol tüketimi yoğun olan kişilerde B grubu vitamin eksikliği kaynaklı görülebildiğini, sağlıklı beslenen bireylerde ise el titremesi görülmediğini ifade etti.

Psikiyatri ilaçlarının yan etkisi olarak el titremesi görülebildiğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Metin şöyle devam etti:

“Antidepresan ilaçları, iki uçlu duygu durumu hastalığında kullanılan duygu durumu düzenleyici ilaçlarda el titremesi ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda iki farklı strateji değerlendirilebilir. Birincisi el titremesi yapan ilacın azaltılması veya kesilmesi gerekebilir. İkinci olarak eğer ilacı azaltmak mümkün değil ise yanında el titremesini azaltacak ikinci bir ilaç eklenmesi gerekebilir.”

“Bazı titremeler genetik olarak görülebilir”

El titremesinin çok fazla nedeni olduğuna değinen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Ama çoğu da ciddi hastalıklara bağlı değildir. Gençlerde daha basit nedenlere bağlı olabilmektedir. Bazı titremeler de genetik olarak görülmektedir. Yaşlı bireylerde kişi hareketsizken görülen el titremeleri genelde Parkinson hastalığını düşündürmektedir. Tanıyı anlamak için de muayene edilmesi gerekir. Gençlerde genellikle heyecan yapıldığı zaman, eşya taşıdığı zaman ve ailevi özelliği yüksek olan esansiyel tremor olan hastalıkta görülmektedir.” dedi.

“Şiddetli vücut titremlerinde girişimsel yöntemler kullanılabilir”

Kişinin hayatını rahatsız edecek boyutta el titremesi yaşanması durumunda, titremeyi azaltacak ilaçlar verilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Barış Metin sözlerini şöyle tamamladı:

“El titremesinin altında çok farklı nedenler de vardır. Genel olarak kişinin hayatını rahatsız edecek boyutta ise el titremesini azaltacak ilaçlar verilebilir. İlaç yan etkisine bağlı olarak görülen titremelerde ise ilaçların dozajı düzenlenerek titreme en aza indirilmeye çalışılır. Parkinson titremesi istirahatte görülen bir durumdur. Parkinson ilaçları kullanılır ve beyindeki dopamin miktarını artıran ilaçlar sayesinde titremede belirgin düzeyde düzelme görülür. Yanı sıra bütün ilaçlara yanıtsız el titremesi veya çok fazla kafa titremesi, bacak titremesi ve gövde titremesi gibi durumlarda ise girişimsel yöntemler kullanılabilir. Örneğin bu tür durumlarda beyin pili takılması ve beyin ameliyatları yapılabilir.”

OKUMAYA DEVAM ET

Hastalık

Skolyoz hakkında doğru sanılan on yanlış

Omurganın 10 dereceden fazla yana eğilmesi ile tanımlanan skolyoz önemli bir toplumsal sağlık problemi olarak karşımıza çıkıyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Eğrilik ileri boyutlara vardığında sadece estetik sorun olmakla kalmayıp akciğerlerin ve kalbin sağlıklı işlemesini engelleyerek nefes almayı ve dolaşımı zorlaştırıyor. Erken teşhis edildiğinde çok iyi bir düzelme sağlanabilmesine rağmen toplumda bazı yanlış bilgilerin bu fırsatın kaçırılmasına neden olabildiğini belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Tezer, Haziran ayı-Skolyoz Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, toplumda doğru sanılan yanlış bilgiler hakkında bilgiler verdi, çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Skolyoz sadece anne babadan çocuğa geçer: YANLIŞ

DOĞRUSU: Pek çok hastalıkta olduğu gibi skolyozda da genetik aktarım söz konusudur. Yani anne babadan geçen genler çocuğa aktarıldığı için eğer genetik olarak skolyoz eğilimi varsa bu çocuklarda risk artmaktadır. Birkaç nesil hiç skolyoz görülmeyen ailelerde bile skolyoz bir birkaç sonraki nesilde ortaya çıkabilir. Dolayısıyla “Bizim ailemizde hiç skolyoz hastası yok” sözü çok doğru kabul edilmemelidir. Ancak tek başına genetik faktörler de skolyozun oluşumu için tam olarak yeterli değildir. Başka birçok etken de skolyoz oluşumuna yol açabilmektedir.

Skolyoz olsa mutlaka ağrı hissedilir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Bazı enfeksiyon durumları ve bazı tümör problemleri nedeniyle oluşan kimi skolyoz aynı zamanda ağrılı olabilir ancak skolyozların hemen tamamına yakını ağrısız bir hastalıktır. İleri derecede skolyoz olan ve fonksiyonel durumu etkilenen hastalarda ise fonksiyonel ağrı yani kas ve eklem ağrıları görülebilir ancak bunlar klinik olarak daha az öneme sahiptir. Bilinen pek çok ağrılı hastalığa kıyasla skolyoz ağrısız bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Skolyoz sadece ameliyat ile tedavi edilebilir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Tezer “Skolyoz hastalığının ameliyat devresinden önce kesinlikle egzersiz ve/veya korse tedavisi ile izlenmesi ve ameliyatsız tedavi edilebilmesi söz konusudur. En önemli konu; hastalığın erken evrelerde daha küçük derecelerde yakalanabilmesidir. Bu sayede önemli sayıda hasta ameliyatsız sağlığına kavuşabilmektedir” diyor.

Kötü duruş skolyoza neden olur: YANLIŞ

DOĞRUSU: Skolyoz hem kalıtsal temelleri hem de oluş sebepleri çok daha farklı bir hastalıktır. Büyümekte olan çocukların gerek okulda gerek günlük yaşamda gerek okul dışı yaşamlarında fizyolojik olarak yanlış pozisyonlarda durmaları omurgada problemlere yol açabilmektedir. Bunların genellikle adı postural yani duruşa ait omurga bozuklukları olarak nitelendirilir. Bu omurga bozuklukları yani eğrilikleri veya kamburlukları duruş eğitimi verilerek çok nadiren korse desteğiyle ve egzersiz programlarıyla düzeltilebilmektedir. Bir çocuğun gerçek skolyoz olması durumunda kötü duruş bozuklukları hastalığın şiddetini artırabilir ama bu skolyozun sebebi olarak kabul edilmez.

Bazı sporlar skolyoza neden olur, bazıları skolyozu önler: YANLIŞ

DOĞRUSU: Özellikle yüzme ile ilgili genelde eksik ve yanlış bilinen şey; yüzme sporu yapılmakla skolyozun düzeleceği şeklindedir. Oysa bu doğru değildir hatta bazı durumlarda yüzme düzeltmenin aksine skolyozda artmalara sebep olabilmektedir. O nedenle skolyoz olan çocuklarda hangi sportif faaliyetin ne düzeyde ne şiddette uygulanacağı hekimler tarafından yönlendirilmelidir. Doğru yapılan sportif bir faaliyetin eğer çocukta altta yatan bir skolyoz yoksa skolyoza sebep olacağı endişesi ise yersizdir. Her sporun kendine ait özellikleri dikkate alınarak çocukların sportif olmaları sağlanmalıdır.

Skolyoz ameliyatı olan hastalar bir daha spor yapamazlar: YANLIŞ

DOĞRUSU: Prof. Dr. Mehmet Tezer “Skolyoz ameliyatı olanların bir daha spor yapamayacakları düşüncesi temelde doğru değildir. Klasik ve yeni geliştirilen cerrahi yöntemlerle ameliyat edilen hastalar hekimlerinin ve fizyoterapistlerinin uygun göreceği sporları uygun dozda ve şiddette yapabilmektedirler. Skolyoz ameliyatı bireyin spor yapma özgürlüğünü değiştirebilmekte fakat kısıtlamamaktadır” diyor.

Skolyozda cerrahi tedavi 18-20 yaşına kadar yapılamaz: YANLIŞ

DOĞRUSU: Skolyoz ameliyatı ihtiyaç olduğu taktirde yapılabilmektedir. Doğuştan olan skolyozlarda genellikle 5 yaşın altında bile ameliyatlar gerçekleştirilmektedir. Ancak skolyozun derece ve denge hesaplamalarına, şiddetine göre ameliyat zamanları erken yaşlardan ergenlik bitimine yani 18-20 yaşlarına kadar uygulanabilmektedir ve ameliyat gereken hastaların hemen tamamı bu yaş aralıklarında ameliyat edilmektedir. Ancak tanısı geciken hastalar 18-20 yaşından sonra da uygun yöntemlerle ameliyat edilebilir.

Skolyozu olanlar ve skolyoz ameliyatı geçirenler doğum yapamaz: YANLIŞ

DOĞRUSU: Skolyoz hastalığı ve skolyoz ameliyatları bireyin diğer alanlardaki normal yaşamlarını sanıldığının aksine etkilememektedir. Ancak bel omurgasının eğrilikleri ya da ameliyatla omurganın dondurulması hadisesi normal doğum faaliyetlerini etkileyebildiğinden bunun kararını kadın hastalıkları ve doğum uzmanları verir ve bazı hastalarda normal fizyolojik doğum yerine sezaryen gibi ameliyat teknikleri kullanılarak doğum gerçekleştirilebilir.

Omurga ameliyatları çok risklidir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Her cerrahi uygulamanın kendine ait, anesteziye ait riskleri vardır ama bu riskler bütün ameliyatlarda belirli oranlarda söz konusudur. Ameliyat olacak kişinin gerekli diğer branşla ilişkilendirilebilecek durumları yeterince incelendikten sonra bu riskler ortaya konabilir. Bu riskler araştırılmadan ve gerekli analizler yapılmadan hastalık ve ameliyatı ile ilgili risklerden bahsetmek yanlıştır.

Skolyoz ameliyatı olursam felç kalırım: YANLIŞ

DOĞRUSU: Prof. Dr. Mehmet Tezer “Omurga ameliyatı olacak hastalar için bir şehir efsanesi şeklinde felç olur düşüncesi doğru ve tıbbi bir düşünce değildir. 100 binlerce hasta omurgasından skolyoz ve değişik sebeplerle ameliyat edilmektedir. Sadece cerrahi uygulamaya ait olarak nitelendirilebilecek felç hastalığı sanılandan çok çok daha azdır. Günümüzde gelişmiş cerrahi tecrübe, ameliyat sırasında uygulanan radyolojik incelemeler, sinirleri ölçen nöromonitörizasyon gibi tekniklerin ameliyatta kullanılması, 3D yazıcılarla yapılan ameliyat öncesi görüntüleme analizleri ve maket çalışmaları, robotların omurga cerrahisi ameliyathanelerine girmiş olması, artık hastaların ameliyat öncesi dönemde erken yakalanmaları ve buna benzer pek çok sebeplerle felç riski yok denecek kadar azalmıştır” diyor.

OKUMAYA DEVAM ET

Hastalık

Antidepresanlar psikiyatrist önerisiyle kullanılmalı

Uzmanlar depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sıkıntıların, günlük yaşam zorluklarından kaynaklandığını belirti.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Sıkıntılı zamanlarda ilk iş olarak antidepresanlara başvurmak yerine, bir psikiyatristin önerisiyle antidepresan kullanılmasının daha uygun olduğunu söyleyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein (Murat Yusuf Hüseyin), “İlaç tedavisi kişiye göre planlanır. Kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir, bu nedenle kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız.” uyarısında bulundu.

Antidepresanlar psikiyatrist önerisiyle kullanılmalı

Antidepresanların çeşitli ruhsal bozukluklarda sıklıkla başvurulan ilaçlar olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, antidepresanların genellikle depresyon tedavisinde kullanıldığını ancak, anksiyete bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu ve uyku bozuklukları gibi durumlarda da etkili olabildiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, ilk iş olarak antidepresanlara başvurmak yerine, bir psikiyatristin önerisiyle kullanılmasının daha uygun olacağı konusunda da uyardı.

“Sürekli devam eden psikolojik sıkıntılarda profesyonel yardım almak önemli”

Depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sıkıntıların, günlük yaşam zorluklarından kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, “Ancak, işlevsellikte bozulma, akademik başarının azalması, ilişkilerde zorluklar yaşanması gibi belirtiler devam ederse veya şiddetlenirse, bir psikiyatriste başvurulması önemlidir. Kaygılanmak, korkmak, tedirgin hissetmek ve uyku düzeninde bozulmalar gibi belirtiler herkesin başına gelebilir, ancak sürekli bir şekilde devam ederse, profesyonel yardım almak önemlidir.” dedi.

“İlaç tedavisi kişiye göre planlanır”

Antidepresan kullanımına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, bu ilaçları doktor tavsiyesiyle kullanmanın önemine dikkat çekti ve şöyle devam etti:

İlaç tedavisi kişiye göre planlanır. Antidepresanları düzenli kullanmak önemlidir, çünkü alındığı anda etki etmeyebilirler. Genellikle ilk hafta veya on gün içinde bazı olası yan etkiler görülebilir. İlaç kesilmemeli ve etkisinin görülmesi için bir süre beklenmelidir. Çoğu antidepresan, ikinci veya üçüncü haftadan sonra etki etmeye başlar ve yan etkileri izlemek önemlidir.

Her ilacın kendine göre bir kullanımı var. Doz değiştirilerek başlanabilir veya bırakılabilir. Bu konuda doktorunuzun tavsiyelerini dinlemek önemlidir. Genellikle, antidepresanlar günde bir kez alınır ve 2 veya 3 hafta sonra etkileri değerlendirilir.”

“Yan etkiler genellikle geçicidir”

Birçok farklı grup antidepresan olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, “SSR dediğimiz serotonin geri alım inhibitörleri, daha nöroenerjik sistem trisiklik antidepresanları gibi farklı gruplarda ilaçlar bulunuyor. Bunların yan etkileri de farklı oluyor. Olası yan etkileri ilk 5 gün veya 1 hafta gibi sürede görülebilir. Baş ağrısı, mide bulantısı nadiren de olsa kusma, ağız kuruluğu, terlemede artış, hafif bir titreme hali, kaygılı hissetmek, tuvalet durumlarında değişiklikler, kabızlık veya ishal, iştahta artma veya azalma, nadiren konsantrasyonda zorluk gibi etkiler ortaya çıkabilir. Bu etkiler genellikle geçicidir, zamanla azalır ve sonrasında yok olur.” şeklinde konuştu.

Antidepresanlar diğer ilaçlarla etkileşime girebilir

Antidepresanların kullanılan diğer ilaçlarla etkileşime girebileceği konusuna da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein sözlerini şöyle tamamladı:

“İstenmeyen yan etkilere veya ilaç etkinliğinde değişikliklere neden olabilir. Bu nedenle, diğer ilaçlarla birlikte kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız. Antidepresanların düzenli kullanımı önemlidir, ancak antibiyotikler gibi aynı saatte alınmaları gerekmez. Tedavi süresi ve dozu, doktorun önerilerine göre belirlenmelidir.

Antidepresan kullanım süresi, tedaviye verilen cevaba ve hastanın durumuna bağlı olarak değişebilir. Tedaviyi bir uzmanla görüşerek belirlemek önemlidir. Gerektiğinde, uzun süreli kullanımın riskleri göz önünde bulundurulmalıdır.”

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler