Connect with us

Beslenme & Diyet

Tuz Kilo Almanızı Sağlayabilir mi?

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Yüksek miktarda ilave tuz yemek, felç geçirme veya kalp rahatsızlığı veya otoimmün hastalık geliştirme gibi sağlık sorunları riskinizi artırabilir. Ek olarak, sodyumun kilo almanızı sağlayıp sağlamadığını merak edebilirsiniz.

Sodyum alımı ile kilo alımı arasındaki ilişki nedir?

Aşırı diyet tuzu su tutmanıza neden olabilir. Çoğu insan diyetteki aşırı tuzu sıvı tutma ile ilişkilendirir. Bunun nedeni, çok fazla tuz yemek vücudunuzun su tasarrufu yapmasına neden olmasıdır.

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, yüksek tuz alımının susuzluğu artırdığını buldu. Vücudunuz, yeterince hızlı atamadığı fazla sodyumu seyreltmek için tüketilen ekstra sıvıyı kullanır.

Ancak idrar hacminiz değişmez, yani bu fazla sıvı vücudunuzda kalır.

Bu nedenle sodyum alımında ani bir artış, sıvı şeklinde bir miktar kilo almanıza neden olabilir.

Bu nedenle, bazı insanlar paket servis yiyecekler ve tuzlu restoran yemekleri gibi çok yüksek tuzlu yiyecekleri yedikten sonra şişkinlik hissettiğini bildiriyor.

Bu sıvı tutulmasının genellikle geçici olduğunu unutmamak önemlidir. Vücut sıvısı seviyeleri tipik olarak birkaç gün sonra normale döner.

Bununla birlikte, bazı çalışmalar artan tuz alımının sıvı alımını tetiklediğini gösterirken, diğerleri bu ilişkiyi göstermiyor.

Örneğin, küçük bir çalışma, yüksek tuzlu bir diyetin 10 sağlıklı erkekte kilo alımına ve vücut suyunun korunmasına yol açmasına rağmen, daha yüksek tuz tüketiminin artan sıvı alımıyla ilişkili olmadığını bulmuştur.

Aslında, çalışma günde 12 gram tuz alımının sıvı alımının azalmasına neden olduğunu buldu.

Diyetle tuz alımı ile sıvı dengesi arasındaki ilişki karmaşıktır. Yüksek tuz alımının vücudunuzun sıvı seviyelerini nasıl etkileyebileceğini daha iyi anlamak için bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Özetle;

Tuz alımı ile vücut sıvısı seviyeleri arasındaki ilişki karmaşıktır, ancak araştırmalar yüksek tuz alımının su tutulmasına ve kısa vadeli kilo alımına yol açabileceğini öne sürüyor.

Eklenmiş tuz oranı yüksek birçok gıda kalorisi yüksektir  

  • Tuz oranı yüksek yiyecekler de genellikle kalorilerde yüksektir.
  • Örneğin, fast food, kızarmış yiyecekler, kutulu makarna ve peynir, dondurulmuş akşam yemekleri, kremalı makarna yemekleri ve pizza genellikle tuz ve kalori bakımından çok yüksektir.
  • Tuzu ve genel kalorisi yüksek olan çok fazla yiyecek yemek kilo alımına neden olabilir.
  • Ek olarak, araştırmalar, yüksek sodyum alımının, kalori alımınızdan bağımsız olarak obezite riskini artırabileceğini bulmuştur.

1.243 çocuk ve yetişkin arasında yapılan bir çalışmada, daha yüksek üriner sodyum olanların obezite veya aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu bulundu. Yüksek tuz alımı, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde daha yüksek vücut yağ seviyeleri ile önemli ölçüde ilişkilendirildi.

Çalışma ayrıca, sodyum alımında günde 1 gramlık bir artışın, sırasıyla çocuklarda ve yetişkinlerde yüzde 28 ve yüzde 26 artmış obezite riski ile ilişkili olduğunu bulmuştur.

9.162 kişi arasında yapılan bir başka çalışmada, günde 2.300 mg’dan daha fazla sodyum alımının, günde 1.500-2.300 mg’lık ılımlı bir sodyum alımına kıyasla, daha fazla obezite ve göbek yağı riski ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu bulmuştur.

Bu çalışmaların her ikisi de, toplam kalori alımını ve aktivite seviyeleri gibi diğer karıştırıcı faktörleri ayarladıktan sonra bile sodyum alımının kilo alımı ve obezite ile ilişkili olduğunu buldu.

Olası mekanizma tamamen açık olmasa da, yüksek tuzlu diyet vücutta doğrudan yağ birikimine neden olabilir.

Özetle;

Çalışmalar, yüksek tuz alımını artan obezite riski ile ilişkilendirmiştir. Tuz içeriği yüksek yiyecekler de yüksek kalorili olma eğilimindedir. Bununla birlikte, tuz alımı da kalori alımından bağımsız olarak obezite ile ilişkilendirilmiştir.

Eklenen tuz nasıl azaltılır

Çoğu insan için yumurta ve kabuklu deniz ürünleri gibi yiyeceklerde doğal olarak bulunan sodyum sorun değildir. Bununla birlikte, diyetinizin aşırı tuz içermediğinden emin olmak için ilave tuz alımınızı izlemek önemlidir.

Tipik olarak, eklenen tuz alımının çoğu, yüksek oranda işlenmiş gıdaların tüketiminden gelir.

Eklenen tuz alımınızı azaltmak için kesmeniz gereken bazı yüksek tuzlu yiyecekler:

Yüksek oranda işlenmiş ve tuzlu paket servis yiyecekler: pizza, sokak tacos, hamburger, nugget, patates kızartması vb.

Tuzlu atıştırmalıklar: cips, simit vb.

İşlenmiş etler: kurutulmuş et, tuzlanmış ve işlenmiş et, salam, sosis vb.

Tuzlu çeşniler: salata sosları, soya sosu, acı sos vb.

Yüksek tuzlu kutulu veya konserve yemekler: hazır makarna ve pirinç yemekleri, konserve çorbalar, konserve jambon, kutulu patates güveçleri vb.

Ek olarak, ev yapımı yemeklere çok fazla tuz eklemek, genel tuz alımınızı önemli ölçüde artırabilir.

Gıdalara eklediğiniz tuz miktarını azaltmayı deneyin ve fazladan tuz eklemeden önce yiyecekleri tatmayı unutmayın.

Tariflerinizde tuz ihtiyacını azaltmak için limon suyu, taze otlar, sarımsak ve baharatlar da kullanabilirsiniz .

Özetle;

Sodyumu azaltmak için, daha az tuzlu yiyecekler yemeyi ve öğünlerinize eklediğiniz tuz miktarını azaltmayı deneyin.

***

Eklenmiş tuz formunda çok fazla sodyum yemek kilo alımı ile ilişkilendirilmiştir.

Bazı araştırmalar, çok miktarda tuz yemenin sıvı tutulmasına bağlı olarak kısa vadeli kilo alımına yol açabileceğini öne sürerken, diğerleri yüksek tuz alımının kilo alma ve obezite riskinizi artırabileceğini bulmuştur.

Ayrıca, yüksek miktarda tuz yemek genel sağlığınıza zarar verebilir ve kalp hastalığı gibi tıbbi bir durum geliştirme riskinizi artırabilir.

Sağlıklı bir sodyum alımını sürdürmek için, tuz oranı yüksek olduğu bilinen yiyecekleri azaltmayı ve evde yemek pişirirken sofra tuzu kullanımınızı azaltmayı deneyin.

Beslenme & Diyet

Bayramda beslenme hataları yapmayın

Bayramın çeşit çeşit yemeklerin yapıldığı günler olduğunu söyleyen uzmanlar beslenme konusunda dikkatli olmaları gerektiğini söylüyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kurban bayramında sıkça yapılan beslenme hatalarına değindi ve doğru beslenme önerilerini paylaştı.

Keyifli bir bayram geçirmek için bu önerilere kulak verin!

Kurban bayramının, kişiler arası iletişimin yüksek olduğu, birbirinden güzel etli yemekler ile bolca karşılaşılan dönemler olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bayram dönemlerinde özellikle kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, diyabet ve mide hassasiyeti olan bireylerin, beslenme konusunda daha dikkatli olmaları gerekir.” dedi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Kurban Bayramı’nın daha keyifli ve sağlıklı geçmesi için önerilerini şöyle sıraladı:

Meşrubattan alınan su, vücudun ihtiyacını karşılamaz!

Hava sıcaklıklarının 30 dereceyi bulduğu bu yaz günlerinde özellikle bayramda yolculuk yapacak olanlar için yeterli su tüketiminin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Unutmayın gazozdan, soğuk çaylardan, soğuk kahvelerden aldığınız su, vücudun ihtiyacını karşılamayacaktır. Ayrıca günlük en az 2 litre su tüketmek iştahınızı dengelemenize de yardımcı olacaktır.” dedi.

Eti kurban kesildikten hemen sonra tüketmeyin!

Et, uygun bir lezzet kazanması, sertliğinin geçmesi ve mide-bağırsak sorunlarına yol açmaması için kesimden sonra serin bir ortamda en az 4-5 saat bekletilmeli ve en az 24 saat sonra tüketilmelidir.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, etin bekletilirken poşet içinde tutulmaması gerektiği konusunda uyardı ve mümkünse geniş ve temiz bir kapta yan yana dizilerek soğumasının sağlanması gerektiğini söyledi.

Eğer et hemen tüketilecekse en azından kıyma olarak tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Yiğit, “Kıyma ve iç organlar 1-2 gün, küçük parçalara ayrılmış etler ise en fazla 3-5 gün dolapta saklanabilir. Et derin dondurucuda -18 derecede 4-6 ay süre ile saklanabilir.” şeklinde konuştu.

Eti ısı kaynağına çok yakın pişirmeyin, tabakta sebzelere yer verin

Etin odun ateşi veya mangalda pişirileceği durumlarda ise ısı kaynağı ile arasında en az 15 cm boşluk olması gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Et ısı kaynağına çok yakın piştiğinde PAH dediğimiz kanserojen bileşenler oluşur. Etin yağının ateş kaynağına damlamamasına özen gösterilmelidir.” uyarısında bulundu.

Özellikle kurban bayramında et tüketimi daha yoğun olduğu için zeytinyağlı yemeklerin daha az tüketildiğini de sözlerine ekleyen Yiğit, “Ancak vücudumuzun özellikle de mide ve bağırsaklarımızın yorulmasını istemiyorsak, günün en az 2 öğününde mutlaka sebzelere yer açılmalıdır.” dedi.

Şerbetli tatlıları her gün  tüketmeyin!

Bayramların vazgeçilmezi tatlı tüketimine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir tatlı boğazınızı tatlılıktan yakıyorsa içeriğinde mısır şurubu barındırma ihtimali yüksektir. Bu dönemde ev yapımı tatlılar daha sık  tercih edilebilir. Eğer şerbetli tatlı tüketilecekse; yanında ayran bulundurmak porsiyon kontrolü sağlamanıza yardımcı olacaktır. Tatlı tüketiminde miktar ve gün sayısını sınırlamak, kilo kontrolünüzü sağlamanıza da destek olur. Sağlıklı ve Huzurlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle…”

OKUMAYA DEVAM ET

Beslenme & Diyet

Uzmanı uyardı! Etler oda sıcaklığında bekletilmemeli

Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda kesilen etin uygun bir şekilde muhafaza edilmesi oldukça önemli olduğunu dile getirdi.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Kurban Bayramı‘nda kesilen etin uygun bir şekilde muhafaza edilmesi oldukça önemli olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Etler, hijyenik bir şekilde porsiyonlara ayrılarak temiz kaplara konulmalı. Oda sıcaklığında bekletilmemeli ve hemen buzdolabına konulmalı. Kurban eti tüketilmeden önce ölüm katılığının geçmesi için yaklaşık 24 saat buzdolabında bekletilmeli. Bu süre, etin lezzet ve aroma açısından daha iyi bir tat sunmasına yardımcı olacaktır.” dedi.

Etler, çiğ sebze meyve gibi diğer besinlerle temastan kaçınılmalı

Kurban etinin saklanacağı kap ve kullanılan kesme araçlarının temizliğine de dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Hava almayacak şekilde saklama poşetleri veya streç filmleri ile paketlenmeli, oda sıcaklığında bekletilmemelidir. Eğer et 2-3 gün içinde tüketilecekse buzdolabında kalabilir ancak uzun süreli saklama için derin dondurucular uygundur. Derin dondurucuda saklanacaksa etin hava almayan, sızdırmaz ambalajlarda dondurulması önemlidir. Dondurma işleminde küçük porsiyonlara ayrılıp dondurulabilir. Derin dondurucuda 6-12 ay arası saklanabilir, ancak lezzet ve kalitede azalma görülebilir. Bulaş durumunu önlemek için kesinlikle çiğ sebze meyve gibi diğer besinlerle temastan kaçınılmalıdır. Ayrıca herhangi bir bozulma durumunun önüne geçmek için etin kokusu kontrol edilmelidir.” diye bilgi verdi.

Etler 6-24 saat arasında dinlendirilmeli

Kesim sonrası etin dinlendirilmesi etin daha yumuşak, daha lezzetli ve renginin daha koyu olmasına yardımcı olduğunu da söyleyen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şöyle devam etti:

“Bu süreçte etin lifleri gevşer ve suyunun dağılması sağlanır. Ayrıca dinlendirme süreci, etin daha kolay ve düzgün bir şekilde kesilmesine de yardımcı olur. Dinlendirme süresi, etin büyüklüğüne ve türüne göre değişmekle birlikte 6-24 saat arasında değişir.”

Bir yıla kadar dondurucuda saklanabilir

Etin buzdolabında 1- 2 gün arasında taze kalarak saklanabildiğini kaydeden Hatunoğlu, “Etler, 6 ay ila 1 yıla kadar dondurucuda saklanabilir. Saklama süresi, etin türüne, kesim şekline ve dondurucunun sıcaklığına bağlı olarak değişebilir.” dedi.

Hava almayan kaplarda saklanan etler hızlı bozulmuyor

Etlerin nasıl saklanması gerektiği konusunda da bilgi veren Hatunoğlu, “Etler, hava almayan kaplarda saklanmalıdır. Bu sayede etin hızlı bir şekilde bozulmasının önüne geçilir. Vakum paketleme, streç film, sızdırmaz poşetler kullanılabilir. Et, saklama kaplarına veya ambalajlara konulmadan önce uygun porsiyonlara bölünmelidir. Böylece sadece ihtiyaç duyulan miktar alınır.”

Et bir kez çözüldükten sonra, tekrar dondurulmamalı

Donmuş etin çözdürülmesinde en iyi yöntemlerden birinin buzdolabında çözdürme işlemi olduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Diğer besinlere temas etmeyecek şekilde yavaşça çözdürülmelidir. Bu yöntem, etin tazeliğini ve besin değerini korumaya yardımcıdır. Eğer hızlı bir çözdürme gerekiyorsa et, sızdırmaz bir poşete koyularak akan soğuk su altında çözdürülebilir. Mikrodalga fırın da hızlı bir çözüm sağlayabilir ancak dikkatli olunmalıdır. Çünkü etin bazı kısımları çözünmeden diğerleri pişebilir. Oda sıcaklığında çözdürme işlemi ise mikroorganizma üremesi açısından uygun değildir. Et bir kez çözüldükten sonra, tekrar dondurulması mikroorganizma ve bakteri oluşumunu artırabilir. Bu nedenle, çözüldükten sonra etin tüketilmesi veya pişirilmesi tercih edilmelidir.” diye uyarıda bulundu.

Etler kesimden hemen sonra pişirilmek için uygun değil

Kurban etinin hemen tüketilmesinin sağlık açısından doğru olup olmadığı konusunda da bilgi veren Hatice Nurseda Hatunoğlu, şunları dile getirdi:

“Etin taze olması oldukça önemlidir. Hazırlama ve pişirme aşamalarında hijyene dikkat edilmelidir. Ayrıca etin tam pişirilmesine de dikkat edilmelidir. İç kısmının sıcaklığı en az 70 derece olmalıdır. Diğer besinlerle temas etmemesine çok dikkat edilmelidir. Bulaş riskini azaltmak için ayrı kesme tahtaları ve ekipmanlar kullanılmalıdır.

Etler kesimden hemen sonra pişirilmek için uygun değildir. Etler yeni kesildiğinde Rigor Mortis (ölüm sertliği) denilen katılaşma süreci yaşanır. Rigor Mortis, kaslardaki biyokimyasal değişmelerden kaynaklanan ve ete sertlik veren bir reaksiyondur. Bu sürecin gerçekleşmesi için etin yaşına bağlı olarak 6-24 saatlik bir süre geçmesi gerekir. Böylece et daha yumuşak ve lezzetli olur. Ayrıca kesim ve işleme sırasında hijyen kurallarına uyulmamışsa veya et doğru şekilde saklanmamışsa, hemen tüketmek yerine daha fazla hazırlık yapmak daha güvenlidir.”

Et hemen tüketilecekse piştikten sonra biraz dinlenmeye bırakılmalı

Taze etin hemen pişirilip tüketilmesiyle ilgili ise Hatunoğlu, şu önerilerde bulundu:

“Hijyen kurallarına dikkat edilmeli, uygun pişirme yöntemleri seçilmelidir. Et piştikten sonra biraz dinlenmeye bırakılması etin daha sulu ve lezzetli olmasına yardımcı olur. Dinlenme süresi etin türüne ve kesimine bağlı olarak değişebilir, ancak genellikle 5-10 dakika arasında olmalıdır. Ayrıca etin, sebzelerle birlikte servisi yemeğin besin değerini ve lezzetini arttırır.

Et tüketirken hangi pişirme yöntemleri tercih edilmeli?

Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, et tüketirken ızgara, fırında pişirme, tava veya tencerede pişirme, haşlama yöntemleri kullanılabileceğini ifade ederek, “Bağ dokusu daha fazla olan sert etlerin haşlama yöntemi, bağ dokusu az olan yumuşak etlerin ise ızgara yöntemi kullanılarak pişirilmesi daha uygundur.” dedi.

Kesim sırasında ve sonrasında hijyen kurallarına uyulması konusunda ise Hatunoğlu, “Eğer hijyen kurallarına uyulmazsa besin güvenliği tehlikeye girer ve çeşitli hastalıklara neden olabilir. Bu nedenle çapraz bulaşmaya da dikkat etmek oldukça önemlidir.” diye konuştu.

Çiğ ete dokunduktan sonra başka bir yere temas edilmemeli

Gıda zehirlenmelerine karşı alınması gereken önlemlere de işaret eden Hatunoğlu, “Etin hazırlanmasında kullanılan tüm araç gereçlerin hijyenine dikkat edilmeli. Ayrı kesme tahtaları ve bıçaklar kullanılmalı. Kişisel hijyen de oldukça önemli. Eller sık sık yıkanmalı, çiğ ete dokunduktan sonra başka bir yere temas edilmemeli. Etin iyice pişirilmesine dikkat edilmeli, iç sıcaklık en az 70 derece olmalı. Soğuk zincirin korunmasına dikkat edilmeli, buzdolabının sıcaklığı 4 derece ve altında, dondurucunun sıcaklığı -18 derece ve altında olmalı.” dedi.

Atıkların uygun şekilde uzaklaştırılmasına dikkat edilmeli

Hatunoğlu, “Kesim yerlerinde, kullanılan ekipmanların temizliğine ve kişisel hijyene, porsiyonlamaya ve kesim sonrası oluşan atıkların uygun şekilde imha edilmesine dikkat edilmelidir. Benzer şekilde evde de etin hazırlanmasında kullanılan ekipmanların temizliğine ve el hijyenine, saklama koşullarına, sıcaklık kontrolüne ve atıkların uygun şekilde uzaklaştırılmasına dikkat edilmelidir.” diye sözlerini tamamladı.

OKUMAYA DEVAM ET

Beslenme & Diyet

Bunları her gün yiyince yağ yakım hızınız artacak

Son zamanlarda yapılan araştırmalarda, bazı besinlerin aynı zamanda metabolizmayı da canlandırdığını ortaya koyuyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, metabolizmayı hızlandıran bazı besinlerin sadece kilo kaybına yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda genel sağlık üzerinde de önemli etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

Acı Biber

Acı biber, yemeklere lezzet katan bu küçük mucize, içerdiği kapsaisin maddesi sayesinde metabolizmayı hızlandırarak vücutta yağ yakımını arttırıyor. Ayrıca sindirim sistemini canlandırarak sağlıklı bir sindirim sürecine katkı sağlıyor.

Zencefil

Zencefil, binlerce yıldır sağlık için kullanılan bir kök bitki olmasının yanı sıra metabolizmayı da canlandıran güçlü bir besin kaynağı. Antioksidan özellikleriyle bilinen zencefil, sindirim sistemini uyararak vücutta termojenik etki yaratıyor ve enerji harcamasını arttırıyor.

Yeşil Çay

Yeşil çay, sadece keyifli bir içecek olmaktan öte, metabolizmayı hızlandıran güçlü bir antioksidan kaynağı. İçeriğindeki kateşin maddesi, vücuttaki yağ metabolizmasını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı oluyor ve genel sağlığı destekliyor.

Yoğurt

Probiyotik bakımından zengin olan yoğurt da metabolizmayı hızlandıran bir başka mucize. Sindirim sistemini düzenleyerek vücutta enerji harcamasını arttırıyor ve kilo kontrolüne destek oluyor.

 

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler