Connect with us

Sağlık

Sabahları Aç Olmamanın 6 Nedeni

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Bazı durumlarda sabahları acıkmamak ciddi bir sorunun işareti olsa da, büyük olasılıkla tamamen normaldir ve endişeye mahal yoktur.

İşte sabahları aç hissetmemenizin 6 olası nedeni:

1. Büyük bir akşam yemeği yediniz veya gece geç saatlerde atıştırmalıklar yediniz

Uyandığınızda aç hissetmemenizin ana nedenlerinden biri, önceki gece büyük bir akşam yemeği veya atıştırmalıklar yemiş olmanızdır.

Bu, özellikle yağ veya protein oranı yüksek bir yemek yediyseniz doğru olabilir. Bu makro besinler midenizin boşalmasını yavaşlatabilir ve ertesi sabaha kadar daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayabilir.

Özellikle protein, açlığınızı ve iştahınızı düzenleyen ghrelin, glukagon benzeri peptid-1, peptid YY ve kolesistokinin de dâhil olmak üzere hormon düzeylerini önemli ölçüde değiştirebilir.

Benzer şekilde, yüksek yağlı yemekler, iştah ve tokluk hissi ile ilişkili belirli hormonların seviyelerini değiştirerek açlığın azalmasına neden olabilir.

Büyük bir akşam yemeğinin tadını çıkarmayı ve ertesi sabah kahvaltıyı atlamayı veya ertelemeyi tercih ediyorsanız, gün boyunca ihtiyacınız olan besinleri ve hidrasyonu aldığınızdan emin olduğunuz sürece, bu tamamen sorun değil.

ÖZET

Büyük bir akşam yemeğinin veya gece atıştırmalıklarının tadını çıkarmak, ertesi sabah daha az aç hissetmenize neden olabilir. Bu, özellikle protein veya yağ oranı yüksek bir yemek yerseniz doğru olabilir.

2. Hormon seviyeleriniz bir gecede değişir

Gece boyunca ve uyku sırasında vücudunuzdaki çeşitli hormonların seviyeleri dalgalanır. Bu iştahınızı değiştirebilir.

Özellikle araştırmalar, adrenalin olarak da bilinen epinefrin düzeylerinin sabahları daha yüksek olma eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Bu hormonun midenizin boşalma hızını yavaşlatarak ve vücudunuzu beslemek için karaciğerinizde ve kaslarınızda depolanan karbonhidratların parçalanmasını artırarak iştahı bastırdığına inanılıyor.

Dahası, bir çalışma, açlık hormonu olan ghrelin seviyelerinin sabahları önceki geceye göre daha düşük olduğunu gözlemledi. Bu, uyandığınızda neden daha az aç hissettiğinizi de açıklayabilir.

Son olarak, bazı araştırmalar, tokluk hissini destekleyen bir hormon olan leptin düzeylerinin de sabahları daha yüksek olabileceğini düşündürmektedir. Ancak, çalışmalar karışık sonuçlar ortaya çıkardı.

Bu günlük hormon dalgalanmalarının tamamen doğal olduğunu ve genellikle endişe nedeni olmadığını unutmayın. Bununla birlikte, açlık veya iştahınızda ani veya aşırı değişiklikler yaşarsanız, bir sağlık uzmanıyla konuşmayı düşünün.

ÖZET

Adrenalin, ghrelin ve leptin gibi hormon seviyeleri gece ve sabah dalgalanır ve bu da uyandığınızda daha az aç hissetmenizi sağlayabilir.

3. Endişeli veya depresif hissediyorsunuz

Hem kaygı hem de depresyon, açlık seviyenizi önemli ölçüde etkileyebilir.

Uyku bozuklukları, yorgunluk ve ilgi kaybı gibi belirtilere ek olarak, depresyon iştah değişikliklerine neden olabilir.

Bu arada kaygı, iştahınızı azaltan belirli stres hormonlarının seviyelerini artırabilir.

Bununla birlikte, kaygı ve depresyon insanları farklı şekilde etkiler. Bazı araştırmalar, bu koşulların bazı insanlar için artan iştah ve gıda alımı ile bağlantılı olduğunu bulmuştur.

Anksiyete veya depresyon yaşıyorsanız ve bunun iştahınızı veya sağlığınızın diğer yönlerini etkilediğinden şüpheleniyorsanız, sizin için en iyi tedavi yöntemini belirlemek için bir sağlık uzmanıyla görüşün.

ÖZET

Bazı durumlarda, anksiyete ve depresyon iştah kaybına neden olabilir ve bu da sabahları daha az aç hissetmenize neden olabilir.

4. Hamilesin

Sabah bulantısı, bulantı ve kusma ile karakterize yaygın bir sorundur. Hamilelik sırasında insanların yaklaşık yüzde 80’ini etkiler.

Sabah bulantısı günün herhangi bir saatinde sizi etkileyebilse de, genellikle sabahları ortaya çıkar – bu nedenle adı. Çoğu durumda, hamileliğin 14. haftasından sonra düzelir veya kaybolur.

Sabah bulantısı iştahınızı azaltabilir. Aslında, 2.270 hamile kadında yapılan bir çalışmada, yüzde 34’ü hamileliğin erken döneminde daha az yemek yediğini bildirdi.

Sabah bulantısının yanı sıra hamilelik, hazımsızlık, şişkinlik ve midenin geç boşalması gibi açlığı azaltan diğer belirtilere neden olabilir.

Susuz kalmamak, küçük öğünlere bağlı kalmak, belirli tarifleri denemek, bol bol uyumak ve mide bulantısını tetikleyen kokulardan kaçınmak için evinizi iyi havalandırmak, belirtileri azaltabilecek ve iştahınızı iyileştirebilecek stratejilerdir.

Kalıcı sabah bulantısı veya diğer erken hamilelik belirtileri yaşıyorsanız, hamilelik testi yaptırmayı veya bir sağlık uzmanıyla konuşmayı düşünün.

ÖZET

Hamileyseniz, sabah bulantısı veya uyandığınızda daha az aç hissetmenize neden olabilecek başka belirtiler yaşayabilirsiniz.

5. Hastasın

Hastalık altında genellikle iştah ve açlık seviyelerinde azalmaya neden olur.

Özellikle soğuk algınlığı, grip ve zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarının daha az aç hissettirdiği bilinmektedir.

Bazı durumlarda, bu enfeksiyonlar tat ve koku alma duyularınızı da sınırlayarak iştahınızı azaltabilir.

Grip gibi bazı enfeksiyonlar da mide bulantısı ve kusma gibi açlığı ve iştahı azaltan semptomlara neden olabilir.

Aç hissetmeseniz bile, hasta olduğunuzda susuz kalmanın ve vücudunuzu beslemenin özellikle önemli olduğunu unutmayın. Çorba, sıcak çay, muz, kraker ve elma püresi, kendinizi iyi hissetmediğinizde deneyebileceğiniz birkaç kolay mide için seçenek.

ÖZET

Bazı hastalıklar mide bulantısı, kusma ve tat kaybı gibi belirtiler nedeniyle iştahınızı azaltabilir.

6. Altta yatan diğer nedenler

Yukarıda listelenen daha yaygın faktörlere ek olarak, uyandığınızda aç hissetmemenizin birkaç olası nedeni daha vardır.

Sabahları açlığın azalmasının diğer birkaç olası nedeni:

  • Bazı ilaçlar alıyorsun.Diüretikler ve antibiyotikler de dâhil olmak üzere birçok ilaç türü açlığı ve iştahı azaltabilir.
  • Yaşlanıyorsun.Azalmış iştah, yaşlı yetişkinler arasında yaygındır ve enerji ihtiyaçları, hormonlar, tat veya koku ve sosyal koşullardaki değişikliklerden kaynaklanabilir.
  • Tiroid sorununuz var.İştah kaybı, hipotiroidizmin veya azalmış tiroid fonksiyonunun bir işareti olabilir.
  • Yumurtlıyorsun.Yumurtlama sırasında artan bir kadın cinsiyet hormonu olan östrojen iştahınızı.
  • Kronik bir rahatsızlığınız var.Karaciğer hastalığı, kalp yetmezliği, böbrek hastalığı, HIV ve kanser gibi belirli durumların tümü iştah kaybına neden olabilir.

Sabahları aç kalmamanıza altta yatan bir durumun katkıda bulunduğundan şüpheleniyorsanız, bir sağlık uzmanına danışın.

ÖZET

Yaşlanma, yumurtlama, tiroid sorunları, kronik sağlık sorunları ve bazı ilaçların kullanımı iştah kaybına neden olabilir. Sabah açlığınızın altında yatan bir nedenden şüpheleniyorsanız, bir sağlık uzmanıyla konuşun.

Ne yapalım

Uyanır uyanmaz aç hissetmiyorsanız, kahvaltıdan önce biraz beklemekte fayda var.

Bazen duş alıp giyinip güne hazırlanmaya başladığınızda kendinizi aç ve yemek yemeye hazır hissedebilirsiniz.

Hala aç hissetmiyorsanız, iştahınızı artırmak için küçük ve besleyici yoğun bir şeyler yemeyi deneyebilirsiniz. Bilinen favorilere bağlı kalmak veya yeni malzemelerle denemeler yapmak, sizi kahvaltı konusunda heyecanlandırabilir ve iştahınızı artırabilir.

İşte birkaç sağlıklı ve lezzetli kahvaltı fikri:

  • çilek ve granola ile yoğurt
  • dilimlenmiş muz ve bir çiseleyen bal ile yulaf ezmesi
  • ıspanak, taze meyve ve protein tozu ile smoothie
  • mantar, domates, dolmalık biber ve peynirli omlet
  • bir yumurta ile tepesinde avokado tost

Endişeli veya depresif hissettiğiniz için kahvaltı yapmakta zorlanıyorsanız, bunu sabah rutininize eklemek faydalı olabilir.

Ayrıca, kahvaltıyı tamamen atlamayı tercih ederseniz, bunun tamamen iyi olduğunu bilin. İhtiyacınız olan besinleri günün ilerleyen saatlerinde aldığınızdan, uygun şekilde nemlendirdiğinizden ve sabahları yemek yememenin baş ağrısı, yorgunluk veya sinirlilik gibi olası olumsuz etkilerini göz ardı etmediğinizden emin olun.

Son olarak, altta yatan bir sağlık durumunun iştah kaybınıza katkıda bulunabileceğinden şüpheleniyorsanız, sizin için en iyi tedavi yöntemini belirlemek için bir sağlık uzmanıyla görüşün.

ÖZET

Kahvaltıdan önce biraz beklemek, küçük ve besleyici değeri yüksek bir şeyler yemek, yeni malzemelerle denemeler yapmak ve sabah rutininize kahvaltıyı eklemek, sabahları iştahınızı açmanın yollarıdır.

***

Uyandığınız anda aç hissetmemenizin birçok nedeni olabilir.

Bazı durumlarda, önceki gece büyük bir akşam yemeği yemenin, hormon seviyelerinizdeki doğal dalgalanmaların, hamileliğin veya havanın altında hissetmenin sonucu olabilir.

Bazen kaygı, depresyon veya altta yatan başka bir sağlık durumu gibi daha ciddi bir sorunun işareti olabilir. Bunun olabileceğinden şüpheleniyorsanız, bir sağlık uzmanıyla iletişime geçin.

Kahvaltı yapmadan önce biraz beklemek, yeni malzemelerle denemeler yapmak veya bir sabah rutini oluşturarak sağlıklı alışkanlıklar oluşturmak sabah açlığınızı artırmanıza yardımcı olabilir.

Hastalık

Omurilik darlığı yıllar içinde yayılıyor

Omurilik darlığı ve bel fıtığının farklı hastalıklar olduğunu söyleyen uzmanlar belirtilerinin de farklı olduğu konusunda uyarıyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, omurilik darlığı hakkında bilgi verdi ve tedavi yöntemlerinden bahsetti.

“Omurilik darlığında yürüme mesafesi giderek azalıyor”

Omurilik darlığının, genelde 65 yaş üzeri kişilerde görülen bir hastalık olduğunu ifade eden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, “Bel fıtığı, disk denilen kıkırdak dokunun yerinden çıkarak bacağa giden sinirleri ezmesidir. Omurilik darlığı ise omurga kemiklerinin arasındaki bağ dokularını ve kemiklerin büyüyerek omuriliğin geçtiği kanalları daraltmasına verilen isimdir.” dedi.

Omurilik darlığı ve bel fıtığı belirtilerinin de birbirinden farklı olduğunu söyleyen Op. Dr. Emre Ünal şöyle devam etti:

“Bel fıtığı ani başlar. Ancak omurilik darlığı 5-10 sene içerisinde yayılır. Kalça ve bacaklarda ağrılar olur. En önemli farkı ise yürüme mesafesinin azalmasıdır. Hastalığın başında 10 dakika yüründüğünde bacaklara kramp girer. 5 sene içerisinde bu zaman dilimi 5 dakikaya, daha sonra da 3 dakikaya kadar düşer. Evde yüründüğünde bile bacaklara kramp girer. Bu nedenle hastanın dinlenmesi gerekir.”

Tedavi edilmezse felce neden olabiliyor

5-10 yıl öncesine kadar her omurilik darlığı vakasına vida takıldığını aktaran Op. Dr. Emre Ünal, “Artık böylesine büyük, hasta için riskli ve ağrılı geçen bir sürece ihtiyaç yok. Özenerek yapılan bir ameliyatla vida veya çivi takılmadan omurilik kanalı açılabiliyor. Bu ameliyat, mikroskop altında bel fıtığı ameliyatına benzer bir ameliyat. Hastalar 1-2 gün sonra taburcu edilir ve evlerine dönebilirler. Ameliyattan saatler sonra yürümeye başlayabilirler.” dedi.

Omurilik darlığında dikkat edilmesi gereken önemli bir noktaya değinen Op. Dr. Emre Ünal, “Hastalara ilk dönemde ameliyat önerildiğinde hastaların yüzde 90’ı ameliyat olmaz. Bu sebepten ötürü hastanın ileriki zamanları, onu felce kadar götürebilir. Erken tedavi omurilik darlığı için çok önemlidir. Eğer teşhis konulduysa ve yürüme mesafesi giderek azalıyorsa mutlaka beyin cerrahi uzmanına gitmeniz gerekir.” uyarısında bulundu.

“Omurilik darlığının ameliyat dışında kalıcı bir tedavisi yok”

Hastanın kalçasında ağrı veya yürüme mesafesinde bir problem, bacaklarda ağrı gibi bir bulguların olmadığı durumlarda MR’da görülen omurilik darlığının özel bir tedaviye ihtiyacı olmadığını da belirten Op. Dr. Emre Ünal sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak ağrılar oluyor, yürüme mesafesi azalıyor ve ilaç tedavisine de yanıt alınamıyorsa, bu durumda fizik tedavi de bu hastalığın çözümü olmayacaktır. Çünkü hiçbir fizik hareketi büyümüş kemikleri ve bağ dokularını küçültmez. Hatta tam tersine, hareket edildiğinde baskı artacağı için şikâyetler daha da artar. Bu hastalığın ameliyat harici kalıcı bir tedavisi yoktur. Bel fıtığından farklı olarak kendi geçebilen bir hastalık değildir. Fıtıkların yüzde 80 ila 90’ı kendiliğinden geçebiliyor. Omurilik darlığı ise zaman ve yaşlılığın getirdiği bir hastalık olduğundan büyüyen bağ ve dokular kendiliğinden küçülmeyecektir. Zamanla felç ve ihtiyaçlarını görememe durumuna kadar gidebilir.”

OKUMAYA DEVAM ET

Sağlık

Çocukların gözlerini güneşten koruyun

Uzmanlar, güneşe bakılması sebebiyle güneş yanıklarının gençler ve çocuklarda görülebileceği konusunda uyarılarda bulundu.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Türk Oftalmoloji Derneği Tıbbi Retina Birim Başkanı Prof. Dr. Nurten Ünlü, “Güneş ışınları vücudumuz için eşsiz bir vitamin kaynağı olması sebebiyle hayatımızda oldukça önemli bir yeri var ancak yüksek miktardaki güneş ışığına maruz kalmak hem cildimiz hem de gözlerimiz için kalıcı hasarlar doğurabilir. Özellikle çocuklar ve gençler yaz aylarına ev dışında, parklarda, deniz kenarlarında daha fazla vakit geçirdikleri için ‘Solar Retinopati’ dediğimiz gözün ağ tabakasında güneş yanığı görülebiliyor. Bu hastalık sebebiyle gözlerde katarakt oluşabiliyor ya da daha ileri safhada görme kaybı yaşanabiliyor. Görme kayıpları yaşamamak için bu konuda halkımızın bilinçlenmesi çok önemli.” dedi.

Prof. Dr. Nurten Ünlü, solar retinopatinin belirlenmiş bir tedavisi olmadığına ve gözlerimizi güneşten korumanın büyük önem taşıdığına değinerek, güneşe bakmanın tehlikesi konusunda yaygın şekilde halkta farkındalık yaratacak kampanyalar yapılması gerektiğini söyledi.

Ünlü, “Güneşe ve diğer parlak ışık kaynaklarına bakmanın tehlikesi vurgulanmalıdır. En güvenli uyarı şekli, özelikle ilkokul çocuklarına güneşe hiçbir şekilde filtre vb. cihazlar olsa da bakmamak gerektiğinin öğretilmesidir. Güneş tutulmasını polarize gözlüklerle ya da röntgen filmi kullanarak izlemek de yanlış bir güvenlik duygusu uyandırarak bakma süresini uzatır ve retina hasarına yol açabilir.” diye konuştu.

Güneş ışınlarının göze zarar vermesi halinde, gözde sulanma, yanma ve kapaklarda kısılma gibi bulgular görülebildiğini sözlerine ekleyen Nurten Ünlü, hasta şikayetlerinin genellikle güneşe maruz kaldıktan 1 ila 4 saat sonra geliştiğini, görme azalması, nesnelerin eğri algılanması, eşyaları olduğundan küçük görme, merkez ve merkezi görmenin çevresinde karanlık sahalar, cisimleri olduğundan farklı renklerde algılama, ışık hassasiyeti, baş veya göz ağrıları gibi şikayetlerin de olabileceğini belirtti.

Nurten Ünlü ayrıca “Başlangıçta görmeler tam görme ile sadece karaltı seçmeye kadar değişebilse de ortalama görme oranları yüzde 30 ila yüzde 50 arasındadır. Görme keskinliğinde ve belirtilerde 6 ay zarfında iyileşme gözlenir ve görme yüzde 70 ile yüzde 100’e kadar düzelir. Görme düzelmesine rağmen cisimlerin şekillerini bozuk görme ve skotom olarak adlandırılan görme alanındaki karanlık sahalar kalıcı olabilir.” dedi.

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KULLANIN

Nurten Ünlü, güneş ışınlarından korunmak için güneş gözlüğü kullanmanın gerekli olduğunu belirterek, “Güneş gözlükleri zararlı dalga boylarını kesen, engelleyen yapıya sahip olmalıdır. Özellikle güneşin gözümüze dik olarak geldiği saatlerde bu korunma daha da önemlidir. Yazın güneş ışınları, güneş daha yukarı konumda olduğu için başımızın üstüne doğru gelirken kısmen göz korunur, ancak yaz aylarında beyaz ve parlak yüzeylerden yansıyan güneş ışığı daha fazla olduğu için gözlerimizde hassasiyet ve kısılmaya neden olarak daha çok zarar vermektedir. UV koruması olmayan reçetesiz güneş gözlük kullanımında gözlük camı arkasındaki göz bebekleri büyümüş olacağı için daha çok UV ışınının göze gireceği ve göze fayda yerine zarar vereceği unutulmamalıdır. Ayrıca çocuklar ve katarakt ameliyatı olmuş hastaların UV ışınlarından daha fazla etkilendikleri görülmektedir.” ifadelerini kullandı.

OKUMAYA DEVAM ET

Hastalık

Havuz ve deniz keyfine gölge düşmesin

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte serinlemek amacıyla kendimizi sık sık deniz ve havuzun serin sularına bırakıyoruz.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, dış kulak yolunun ıslak kalması dolayısıyla enfeksiyonlara açık hale geldiğine dikkati çekti. Kulağın kuru kalmasının önemli olduğunu belirten Dr. Atmış, “Bunun için dikkat edilmesi gereken en önemli kural ise yüzdükten veya banyodan sonra kulakta oluşan ıslaklığı dışarıdan yumuşak bir havlu veya bez ile kurutmaktır. Ayrıca gerekirse 30 santim uzakta tutulan düşük ayarlı saç kurutma makinesiyle de kulağı kurutmaya destek olunabilir” dedi.

Kulak enfeksiyonları dış ve orta kulak enfeksiyonları olarak ayrı ayrı ele alındığına dikkati çeken Dr. Esin Özlem Atmış, kulak zarından kulak kepçesine doğru uzanan alanda oluşan enfeksiyonlar dış kulak yolu enfeksiyonları olarak nitelendirildiğini belirtti.

Yaz aylarında daha yaygın görülen bu hastalığın dış kulak yolunda ve kulak kepçesinde yerleşen zararlı mantar veya bakteriler nedeniyle oluştuğuna işaret eden Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, “Özellikle hijyeni iyi sağlanamamış havuz veya kirli deniz sularında bu mikroorganizmalara daha çok rastlanır. Bu nedenle hastalık yaz mevsiminde oldukça sık görülür. Tedavi edilmeyen dış kulak yolu enfeksiyonları; kemik iltihabı, yüz felci, beyin zarı iltihabı, beyin apsesi gibi beyin ile ilişkili ciddi sorunlar oluşturabilir. Dolayısıyla kulak kepçesinde dokunulmayla oluşan ağrı, kulakta tıkanıklık ve işitmede azalma gibi şikayetler başladığında gecikmeden hekime başvurmak çok önemlidir” diye konuştu.

KULAK ENFEKSİYONUNA KARŞI 6 ETKİLİ ÖNLEM!

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, yaz aylarında dış kulak yolu enfeksiyonundan korunmanız için almanız gereken önlemleri şöyle sıraladı:

  • Kirli veya temizliğinden şüphe duyduğunuz sularda yüzmeyin
  • Doktorunuz önerdiyse, yüzerken su geçirmeyen kulak tıpalarından faydalanın.
  • Yüzdükten sonra mutlaka duş alın
  • Duş sonrasında kulaklarınızı iyi kurutmanız gerekiyor. Dış kulağınızı asla kulak pamuğu gibi materyaller ile temizlemeye çalışmayın. Dışarıdan yumuşak bir havlu veya bez ile kurutun. Gerekirse, kulağınızdan 30 santim uzakta tuttuğunuz düşük ayardaki saç kurutma makinesiyle kurutmaya destek olabilirsiniz.
  • Buşon (kulak kiri) probleminiz varsa tatil öncesinde kulak temizliği için kulak, burun ve boğaz uzmanı bir hekime başvurun.
  • Kulağınız kaşındığı zaman tırnaklarınızı dış kulağınız ile temas ettirmeyin. Zira yabancı sert bir cisimle kaşımak da kulağı enfeksiyona açık hale getiriyor. Çok kaşıntı olması durumunda parmağınızı dış kulak kıkırdağına bastırarak kaşımanız daha güvenli olacaktır.

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler