Connect with us

Sağlık

Mide Yanması Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Mide yanması nedir?

Mide ekşimesi, genellikle boğazınızda veya ağzınızda acı bir tat ile oluşan, göğsünüzde oluşan bir yanma hissidir. Mide ekşimesi belirtileri, büyük bir yemek yedikten sonra veya uzanırken daha da kötüleşebilir.

Genel olarak, evde mide ekşimesi semptomlarını başarıyla tedavi edebilirsiniz. Bununla birlikte, sık mide ekşimesi yemek yemeyi veya yutmayı zorlaştırıyorsa, belirtileriniz daha ciddi bir tıbbi durumun işareti olabilir.

Mide yanmasına ne sebep olur?

Mide ekşimesi tipik olarak mide içeriği yemek borusuna geri döndüğünde ortaya çıkar. Yemek borusu, yiyecek ve sıvıları ağızdan mideye taşıyan bir tüptür.

Yemek borunuz, midenize kardiyak veya alt yemek borusu sfinkteri olarak bilinen bir bağlantı noktasında bağlanır. Kardiyak sfinkter düzgün çalışıyorsa, yemek yemek borusundan çıkıp mideye girdiğinde kapanır.

Bazı insanlarda kardiyak sfinkter düzgün çalışmaz veya zayıflar. Bu, mide içeriğinin yemek borusuna geri sızmasına neden olur. Mide asitleri yemek borusunu tahriş edebilir ve mide ekşimesi semptomlarına neden olabilir. Bu durum reflü olarak bilinir.

Mide ekşimesi ayrıca bir hiatal herninin sonucu olabilir. Bu, midenin bir kısmı diyaframdan ve göğse doğru ittiğinde olur.

Mide ekşimesi de hamilelik sırasında sık görülen bir durumdur. Bir kadın hamile olduğunda, progesteron hormonu alt özofagus sfinkterinin gevşemesine neden olabilir. Bu, mide içeriğinin yemek borusuna geçmesine izin vererek tahrişe neden olur.

Diğer sağlık koşulları veya yaşam tarzı seçimleri mide ekşimenizi kötüleştirebilir.

  • sigara içmek
  • aşırı kilolu veya obez olmak
  • kafein, çikolata veya alkol tüketmek
  • baharatlı yiyecekler yemek
  • yemekten hemen sonra uzanmak
  • aspirin veya ibuprofen gibi bazı ilaçları almak

Mide ekşimesi için doktorumu ne zaman görmeliyim?

Birçok insan zaman zaman mide ekşimesi yaşar. Bununla birlikte, haftada ikiden fazla mide ekşimesi veya tedaviyle düzelmeyen mide ekşimesi yaşarsanız, doktorunuzla iletişime geçmelisiniz. Bu daha ciddi bir durumun işareti olabilir.

Mide ekşimesi genellikle yemek borusu ve mide zarında yaralar olan ülserler veya gastroözofageal reflü hastalığı gibi diğer gastrointestinal durumların yanında ortaya çıkar. Mide ekşimeniz varsa ve şunları geliştirirseniz doktorunuzla iletişime geçin:

  • yutma zorluğu
  • yutma ile ağrı
  • karanlık, katranlı veya kanlı dışkı
  • nefes darlığı
  • sırtınızdan omzunuza yayılan ağrı
  • baş dönmesi
  • sersemlik
  • göğüs ağrısı çekerken terleme

Mide ekşimesi kalp krizi ile ilişkili değildir. Bununla birlikte, mide ekşimesi olan birçok kişi, semptomlar çok benzer olabileceğinden kalp krizi geçirdiklerine inanır. Aşağıdaki durumlarda kalp krizi geçiriyor olabilirsiniz:

  • şiddetli veya ezici göğüs ağrısı
  • nefes almada zorluk
  • çene ağrısı
  • kol ağrısı

Mide ekşimesi için tedavi seçenekleri nelerdir?

Ara sıra mide ekşimesi yaşıyorsanız, belirtilerinizi hafifletmeye yardımcı olabilecek birkaç ev ilaçları ve yaşam tarzı değişiklikleri vardır. Sağlıklı bir kiloyu korumak gibi yaşam tarzı değişiklikleri semptomlarınızı azaltmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca şunlardan da kaçınmalısınız:

  • yemeklerden sonra uzanmak
  • tütün ürünleri kullanmak
  • çikolata tüketmek
  • alkol tüketmek
  • kafeinli içecekler tüketmek

Bazı yiyecekler mide ekşimesi yaşama olasılığını artırabilir. Bunlar şunları içerir:

  • karbonatlı içecekler
  • turunçgiller
  • domates
  • nane
  • kızarmış yiyecekler

Bu yiyeceklerden kaçınmak, mide ekşimesi yaşama sıklığınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.

Bu tedaviler semptomlarınızı iyileştirmezse, doktorunuzu görmeniz gerekebilir. Doktorunuz tıbbi geçmişinizi gözden geçirecek ve size belirtilerinizi soracaktır. Doktorunuz ayrıca mide ekşimesine neyin neden olduğunu bulmak için birkaç test isteyebilir. Testler şunları içerebilir:

  • mide veya karın röntgeni
  • bir kamera ile donatılmış küçük bir tüpü boğazınızdan midenize geçirmeyi içeren yemek borusu veya mide zarında ülser veya tahriş olup olmadığını kontrol etmek için bir endoskopi
  • yemek borunuzda ne kadar asit olduğunu belirlemek için pH testinde

Teşhisinize bağlı olarak doktorunuz belirtilerinizi azaltmaya veya ortadan kaldırmaya yardımcı olacak tedavi seçenekleri sunabilir.

Ara sıra mide ekşimesi tedavisine yönelik ilaçlar arasında antasitler, Pepcid gibi mide asidi üretimini azaltan H2 reseptör antagonistleri ve asit üretimini engelleyen proton pompası inhibitörleri bulunur, örneğin:

  • Prilosec
  • Prevasit
  • Protonix
  • Nexium

Bu ilaçlar yardımcı olabilse de, yan etkileri vardır. Antasitler kabızlığa veya ishale neden olabilir. Herhangi bir ilaç etkileşimi riski altında olup olmadığınızı görmek için hali hazırda aldığınız ilaçlar hakkında doktorunuzla konuşun.

Mide ekşimesi ile ilişkili komplikasyonlar nelerdir?

Ara sıra mide ekşimesi genellikle endişe nedeni değildir. Ancak bu belirtiyi sık sık yaşıyorsanız tedavi gerektiren ciddi bir sağlık sorununuz olabilir.

Ciddi mide ekşimesi tedavisi görmezseniz, yemek borusu iltihabı olarak adlandırılan yemek borusu iltihabı veya Barrett yemek borusu gibi ek sağlık sorunları geliştirebilirsiniz. Barrett’s özofagusu (yemek borusu) özofagusun astarında özofagus kanseri riskinizi artırabilecek değişikliklere neden olur.

Uzun süreli mide ekşimesi yaşam kalitenizi de etkileyebilir. Mide ekşimesi nedeniyle günlük yaşamınızı sürdürmekte zorlanıyorsanız veya faaliyetlerinizde ciddi şekilde kısıtlanıyorsanız, bir tedavi yöntemi belirlemek için doktorunuza görünün.

Mide yanmasını nasıl önleyebilirim?

Mide yanmasını önlemek için şu ipuçlarını izleyin:

  • Belirtilerinize neden olabilecek yiyeceklerden veya faaliyetlerden kaçının.
  • Belirtiler başlamadan önce mide ekşimesini önlemek için yemekten önce çiğnenebilir antasit tablet gibi reçetesiz bir ilaç da alabilirsiniz.
  • Zencefilli atıştırmalıklar veya zencefil çayı da birçok mağazadan satın alabileceğiniz yardımcı ev ilaçlarıdır.
  • Sağlıklı bir yaşam tarzı sürün ve alkol ve tütünden kaçının.
  • Gece geç saatlerde atıştırmaktan kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, yatmadan en az dört saat önce yemek yemeyi bırakın.

Sindirim sisteminiz üzerindeki etkiyi hafifletmek için iki veya üç büyük öğün yerine daha küçük öğünleri daha sık yiyin.

Sağlık

Uzmanından MS hastalarına uyarı ve öneriler

Dengeli beslenme, özellikle antienflamatuar diyetler, sigara ve aşırı alkolden kaçınmanın semptomların yönetiminde kritik rol oynadığını ifade eden Nöroloji Uzman Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Taş Devri diyeti yani Paleo diyeti, MS hastaları için dikkate değer bir beslenme planıdır. Vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilir ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarını düzenleyebilir.” dedi.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Uluslararası Multipl Skleroz (MS) Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl mayıs ayının son çarşamba günü Dünya MS Günü olarak kutlanıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzman Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bu yıl 29 Mayıs’ta kutlanan Dünya Multiple Skleroz (MS) Günü dolayısıyla, hastalık hakkında bilgi vererek, semptomların kötüleşmesini önlemek veya geciktirmek için hangi önlemleri alınabileceğini anlattı.

“MS hastalarında kas güçsüzlüğü ve denge sorunları sık görülüyor”

Multiple Sklerozun (MS), merkezi sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalık olduğunu ve hastaların hayat kalitesi üzerinde çeşitli olumsuz etkiler yaratabildiğini kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “MS hastalarında kas güçsüzlüğü ve denge sorunları sık görülür. Bu, günlük aktiviteleri zorlaştırabilir ve bağımsızlığı azaltabilir. MS’e bağlı kronik yorgunluk, hastaların enerji seviyesini düşürerek iş yapabilme kapasitesini ve sosyal etkinliklere katılımı kısıtlar.” dedi.

MS ile yaşama depresyon ve anksiyete riskini artırıyor

MS hastalarında sıkça görülen bilişsel bozuklukların, öğrenme, problem çözme ve görev yönetimini zorlaştırabildiğini dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şöyle devam etti:

“Mental işlerde çabuk yorulma ve konsantrasyon eksikliği, iş ve eğitim yaşamını olumsuz etkiler. MS ile yaşamanın getirdiği sürekli stres, belirsizlik ve fiziksel sınırlamalar depresyon ve anksiyete riskini artırıyor. MS hastaları, ruh hali değişiklikleri ve duygusal tepkilerde aşırılıklar yaşayabilir bu da sosyal ilişkileri etkileyebiliyor. Hastalığın ilerlemesi iş kaybına yol açabilir ve mali sıkıntılar doğurabilir. Çalışma kapasitesinin düşmesi, ekonomik bağımsızlığı tehdit edebiliyor.

MS, sürekli tıbbi bakım ve tedavi gerektiriyor

Hareket kısıtlılığı, yorgunluk ve duygusal sorunlar nedeniyle sosyal etkinliklere katılım azalabilir, bu da sosyal izolasyona yol açar. Sonuçta Fiziksel ve bilişsel bozukluklar, günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak gerçekleştirme yeteneğini kısıtlar. Aynı zamanda MS, sürekli tıbbi bakım ve tedavi gerektirir. Bu, hastaların ve ailelerinin üzerinde sürekli bir stres ve yük oluşturur.”

Yoga, yüzme ve yürüyüş gibi aktiviteler öneriliyor

Multiple Sklerozun (MS) kontrol altına alınması ve semptomların kötüleşmesini önlemek veya geciktirmek için bir dizi önlem almak gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şöyle devam etti:

“İlaç tedavisi, hastalığı modifiye edici tedaviler (DMTs) ile MS’in ilerlemesini yavaşlatırken, kortikosteroidler akut atakları tedavi eder. Düzenli egzersiz, kas gücünü ve esnekliği artırarak genel sağlığı iyileştirir, ayrıca yoga, yüzme ve yürüyüş gibi aktiviteler önerilir. Dengeli beslenme, özellikle antienflamatuar diyetler, sigara ve aşırı alkolden kaçınmak da semptomların yönetiminde kritik rol oynuyor.

Fiziksel terapi, hareket kabiliyetini ve dengeyi geliştirirken, mesleki terapi günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı artırır. Konuşma ve yutma güçlüğü yaşayan hastalar için ilgili terapiler faydalıdır. Ayrıca, psikolojik destek, depresyon ve anksiyete gibi duygusal zorlukların yönetilmesine yardımcı olarak genel yaşam kalitesini yükseltir. Bu bütüncül yaklaşım, MS’in etkilerini minimize ederek hastaların daha iyi bir yaşam sürmelerine olanak tanır.”

Taş Devri diyeti MS hastaları için dikkate değer bir beslenme planı

Sağlıklı bir yaşam tarzı ve beslenme planının, Multiple Skleroz (MS) semptomlarının yönetiminde önemli bir rol oynadığını da kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları dile getirdi:

“Düzenli fiziksel aktivite, kas gücünü ve esnekliği artırarak yorgunluk ve denge sorunlarını azaltabilir. Egzersiz aynı zamanda ruh halini iyileştirir ve genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Dengeli bir beslenme, özellikle antienflamatuar özelliklere sahip gıdaların tüketimi, vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak MS semptomlarını hafifletebilir. Bu bağlamda Taş Devri diyeti, yani Paleo diyeti, MS hastaları için dikkate değer bir beslenme planıdır. Paleo diyeti, işlenmiş gıdalar, tahıllar, süt ürünleri ve rafine şekerden kaçınarak, tarih öncesi insanların tükettiği besinlere odaklanır. Bu diyet, taze sebzeler, meyveler, yağsız etler, balık, yumurta, kuruyemişler ve tohumları içerir. Bu besinler, vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilir ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarını düzenleyebilir.

MS’in ilerlemesini yavaşlatabilen besinler neler?

Omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıklar ve antioksidan içeriği yüksek sebze ve meyveler, sinir hücrelerini koruyarak MS’in ilerlemesini yavaşlatabilir. Ayrıca, işlenmiş gıdalardan ve rafine şekerden kaçınmak, enerji seviyelerini dengeleyerek yorgunluk hissini azaltabilir. Sağlıklı yaşam tarzı ve Paleo diyeti gibi beslenme planları, MS hastalarının genel sağlıklarını iyileştirir ve hastalığın getirdiği fiziksel ve bilişsel zorlukları yönetmelerine yardımcı olur. Bu, hastaların yaşam kalitesini artırarak daha aktif ve bağımsız bir yaşam sürmelerini sağlar.”

Masaj terapisi hastanın genel sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratıyor

İlaç tedavisinin yanı sıra, alternatif tedavi yöntemlerinin de Multiple Skleroz (MS) semptomlarının kontrolünde önemli bir rol oynayabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Akupunktur, vücuttaki enerji akışını dengeleyerek ağrı ve spazm gibi semptomları hafifletebilir. Yoga, esneklik ve dengeyi artırarak kas güçsüzlüğünü ve yorgunluğu azaltabilir, ayrıca stres yönetimine yardımcı olarak genel ruh halini iyileştirir. Masaj terapisi, kas gerginliğini azaltarak rahatlama sağlar ve kan dolaşımını artırarak genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Bu alternatif tedavi yöntemleri, MS hastalarının fiziksel ve duygusal iyilik hallerini destekler, ilaç tedavisine tamamlayıcı olarak semptomların yönetimine katkıda bulunur ve hastaların yaşam kalitesini yükseltir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

OKUMAYA DEVAM ET

Sağlık

Paketli gıdalar böbrek rahatsızlığına neden oluyor

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Hazır ve paketli gıdaların sık tüketimi, idrara çıkmanın ertelenmesi veya gün içinde yeterli miktarda su içilmemesi gibi alışkanlıklar sebebiyle çocuklarda böbreklerle ilişkili sorunlar gözlemlenebiliyor.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Teknolojinin gelişimiyle birlikte günümüzde pek çok çocuk bedensel hareketler içeren oyunlardan ve etkinliklerden oldukça uzak. Çocukların artık günlerini telefon, tablet ya da bilgisayar başında geçirdiklerinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Hareketsizliklerinin yanında abur cuburlarla öğün atlatıyorlar hatta su içmeyi dahi unutuyorlar. Ayrıca bazı kronik hastalıklar ve ilaçlar da çocuklarda böbrek taşı gelişimini hızlandırabiliyor” ifadelerini kullandı.

Çocuklardaki böbrek taşı oluşumunun kaynağı farklı bir rahatsızlık olabilir

Bilimsel çalışmalar sonucunda, böbrek taşına sahip çocukların yüzde 75-85’inde altta yatan hazırlayıcı bir faktör bulunduğunu dile getiren Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu faktörler ağırlıklı olarak; idrar yolu enfeksiyonu, böbrek ve üriner sistemin yapısal bozuklukları ve çeşitli metabolik sorunlar şeklinde sıralanıyor. Yapısal yani anatomik bozukluklar idrar akışında yavaşlamaya yol açabiliyor bu durum da taş oluşumuna sebep oluyor. Böbrek büyümesi, idrarın böbreğe geri kaçması, idrarın mesaneye ulaşma güçlüğü ve böbrek kistlerinin varlığı çocuklarda taş oluşumu riskini artırıyor. Eğer ailede böbrek ya da üriner sistem taşı varsa risk daha da yükseliyor” dedi.

Üriner sistemdeki taşlar her zaman belirti vermiyor

Böbrek taşları bebeklik dönemi de dahil olmak üzere her yaş grubunda görülebiliyor diyen Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebekler böbrek taşı gelişimi açısından risk grubunda bulunuyor. Yaş büyüdükçe üriner sistemde taş görülme sıklığı da artıyor ve bazı bilimsel yayınlara göre erkek çocuklarda daha sık rastlanıyor” şeklinde konuştu. Böbrek taşında; karın ve göbek altı bölgede ağrı, kusma, idrarda renk ve koku değişikliği, idrar yapamama, idrar miktarında azalma, idrarda kan görülmesi, idrar kaçırma ve idrar yapma sırasında ağrı gibi belirtilerin görülebildiğini paylaşan Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu belirtiler gözlemlendiğinde hızlıca bir uzmana başvurmak gerekiyor. Bazen de farklı nedenlerle yapılan karın ultrasonografi incelemelerinde rastlantısal olarak böbrek ya da idrar yollarında taş saptanabiliyor. Olguların yüzde 30’u belirti olmadan, görüntüleme ile tanı alıyor. Bu yüzden düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerekiyor” dedi.

Tedavide cerrahi müdahale şart değil

Tam idrar tahlili ve üriner sistem ultrasonografisi gibi yöntemlerin hastalığın tanısının ilk basamağını oluşturduğunu dile getiren Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Eğer taş milimetre boyutlarında ise ve ağrı, tıkanma, enfeksiyon ya da kanama gibi belirtiler yoksa ultrasonografi veya idrar testleriyle hastanın takibine devam ediliyor. Bu aşamada bol su içilmesi, meyve ve sebzeden zengin bir diyet uygulanması ve paketli gıdalardan kaçınılması önemli. Taşın kendiliğinden düşme olasılığı yoksa ve ciddi bir tıkanıklığa sebep olmuşsa cerrahi tedavi yöntemlere başvurulabiliyor. Böbrek taşı olgularının yüzde 30-60’ı tedaviden sonra tekrarlayabilme özelliğine sahip. Bu nedenle yakın takipten vazgeçilmemeli” bilgilerini verdi.

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı çocukları böbrek taşı gelişiminden korumak için anne ve babalara başlıca 3 tavsiye verdi:

  1. Çocuklarınızın günlük sıvı tüketimini takip ederek su alımlarını yeterli seviyede tutun.
  2. Çocuklarınızı tuz ve protein içeriği yüksek hazır gıdalardan ve paketli ürünlerden mümkün olduğunca uzaklaştırın.
  3. Çocuklarınıza eğlenceli tarif ve sunumlarla meyve sebzeden zengin bir beslenme programını sevdirmeye özen gösterin.

OKUMAYA DEVAM ET

Sağlık

Light ürünler kilo aldırır

Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla beraber, birçok kişi formda olmak için zayıflama hazırlıklarına başladı. Kendisi için en doğru diyeti arayanların büyük bir kısmı çözümü light ürünlerde arıyor. Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, light ürünlerin zayıflatmadığını söyleyerek, uyarıyor

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Yaz aylarına yaklaşırken sağlıklı beslenme ve zayıflama konusundaki bilinçlenmenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, “Bu süreçte sağlıklı beslenme programı ve düzenli fiziksel aktivite ile desteklenen bilinçli ürün seçimleri yapmak, uzun vadeli başarıya ulaşmanın anahtarıdır. İşe yaramayan diyetlerden ve light ürün aldatmacalarından uzak durun” dedi.

“Light ibaresi, her zaman sağlıklı ürün anlamına gelmez” diyen Dr. Ümit Aktaş, “Bu ürünler, tüketicilerde sağlıklı olduğu algısı yaratabilir ve bu da bu ürünlerin daha fazla tüketilmesine yol açabilir. Light ürünlerin içeriğinde bulunan gizli şekerler, kimyasal katkı maddeleri ve düşük doyuruculuk gibi faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Bir maddeye light ibaresinin eklenmesi, yağını azaltma kavramıdır, içindekiler kısmını iyi okuyun” diye konuştu.

‘Light ürünler uzun vadede sağlık sorunlarına neden olabilir’ 

Light ürünlerin genel kanının aksine kilo aldırdığını vurgulayan Dr. Ümit Aktaş, sanılanın aksine zayıflamak için karbonhidratın kesilmesi ve sağlıklı yağların bol olarak tüketilmesi gerektiğini belirtti. Light ürünlerin lezzet ve doku kaybını telafi etmek amacıyla çeşitli kimyasal katkı maddeleri de içerdiğine dikkat çeken Dr. Ümit Aktaş, bu katkı maddelerinin, uzun vadede sağlık sorunlarına neden olabileceğini de vurguladı.

‘Yağı kısıtladıkça kilo alırsınız’

Diyet söz konusu olduğunda ilk yağ tüketimini kesenlere de uyarıda bulunan Dr. Ümit Aktaş, “Sanılanın aksine yağdan uzak kalarak değil, sağlıklı yağları tüketerek zayıflayabilirsiniz. Yağın glisemik indeksi sıfırdır. Zeytinyağı, kuyruk yağı, tereyağı gibi sağlıklı yağlar zayıflamaya yardımcı olur. Yağ tok tutar, kaliteli ve yüksek enerji verir. Diyetinizden yağı çıkardıkça, onun yerine daha çok karbonhidrat tüketmeye başlarsınız. Yağı kısıtladıkça, bırakın kilo vermeyi, daha çok kilo alırsınız. Sağlıklı yağlar, birlikte yendikleri yiyeceklerin glisemik indeksini de düşürür” dedi.

Dr. Ümit Aktaş’tan sağlıklı zayıflama için 10 Altın öneri

  • Doğal beslenin.
  • Her şeyi mevsiminde yiyin.
  • Ekmek ve tüm buğday ürünlerinin hayatınızdan çıkarın. Yulaf, arpa ve çavdardan uzak durun.
  • Süt (laktoz intoleransı), pirinç pilavı, karabuğday, patates, mısır, kinoa, havuç, bezelye, meyve tüketmeyin.
  • Hazır mayalı gıdaların hayatınızdan çıkarın.
  • Bakliyatı haftada birden daha sık tüketmeyin.
  • Protein kaynaklarınızı özenle seçin.
  • Bol bol sağlıklı yağ yiyin.
  • Probiyotik zengini gıdalar tüketin.
  • Egzersiz yapın.

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler