Connect with us

Sağlık

Havaların ısınmasıyla birlikte güneş çarpması vakaları arttı

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, güneş çarpmasının belirtileri, risk grupları, korunma yöntemleri ve ilk yardım adımları hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Güneş çarpmasının belirtileri nelerdir?

Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, insan vücudunun, dış ortamın ısısından bağımsız olarak vücut sıcaklığını belli bir derecede tutmaya çalıştığını belirterek, “Güneş çarpmasında temel sorun, bu yeteneğin güneşin direkt veya dolaylı ışınları ve yüksek ortam sıcaklığı nedeniyle kaybedilmesidir. Güneş çarpmasının başlıca belirtileri arasında, ısı düzenleme yeteneğinin bozulmasının beyin başta olmak üzere merkezi sinir sistemi organlarında yaptığı hasara bağlı olarak oluşan baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu ve nöbetler yer alır. Ayrıca kalp atış hızında artış veya çarpıntı, kas krampları ve bayılma gibi belirtiler de görülebilir.” dedi.

Güneş çarpması geçiren bir kişide hangi fiziksel değişiklikler gözlemleniyor?

Güneş çarpmasının, hafif belirtilerden ciddi semptomlara kadar geniş bir spektrumda kendini gösterdiğini ifade eden Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, “Hastalığın şiddeti, vücudun maruz kaldığı sıcaklık miktarına ve süresine bağlı olarak değişiyor. Hafif vakalarda genellikle bulantı, kusma, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi semptomlar görülüyor. Bu belirtiler, her zaman fizik muayene veya kan tahlilleriyle belirgin olmayabilir. Kişi, kendini yorgun ve halsiz hissedebilir, terleme devam eder ve cilt nemli kalabilir.” diye konuştu.

Vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması acil müdahale gerektiriyor

Güneş çarpmasının daha ileri vakalarında belirtilerin daha ciddi hale geldiğini kaydeden Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, “Vücut sıcaklığı hızla 40 derecenin üzerine çıkar, bu durum acil müdahale gerektirir. Kişinin cildi genellikle kuru, sıcak ve kırmızı olur çünkü terleme mekanizması bozulur. Merkezi sinir sistemi etkilenir; bu da bilinç bulanıklığı, ajitasyon, koordinasyon kaybı, konuşma güçlüğü, kasılmalar ve bilinç kaybı gibi belirtilere yol açar. Ayrıca, hızlı ve zayıf nabız, hızlı solunum, düşük tansiyon gibi kardiyovasküler değişiklikler de gözlemlenebilir. Bu fiziksel değişiklikler, güneş çarpmasının şiddetini ve acil tıbbi müdahale gerektiğini gösterir.” diye anlattı.

Bebekler büyük risk altında

Güneş çarpması açısından en riskli gruplar arasında bebekler, yaşlılar ve bazı sağlık sorunları olan bireylerin bulunduğunu da dile getiren Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, şöyle devam etti:

“Özellikle ilk 6 ayındaki bebeklerde termoregülasyon yani vücut sıcaklığını dengeleme yeteneği tam gelişmediğinden bu grup büyük risk altındadır. Yaşlılar da vücutlarının sıvı dengesini koruma yetenekleri azaldığı için yüksek risk taşırlar.

Kalp hastalıkları nedeniyle ilaç kullanan kişiler de güneş çarpmasına karşı daha hassastır çünkü bu ilaçlar vücudun sıcaklık düzenleme kapasitesini etkileyebilir. Böbrek yetmezliği olan veya böbrek değerleri normalin üstünde olduğu için takip altında olan hastalar da sıvı kaybı nedeniyle böbrek fonksiyonlarında bozulma riski taşır ve bu durum diyaliz tedavisine ihtiyaç duyulmasına yol açabilir. Ayrıca, susama mekanizmasında bozukluk olan, Alzheimer gibi hastalıkları nedeniyle sıvı ihtiyacını karşılamakta zorlanan kişiler de güneş çarpması riski altındadır. Bu gruplar, sıcak havalarda ekstra dikkat ve özen gerektirir, zira yeterli sıvı alımı ve serin ortamlarda bulunma bu riskleri azaltmada hayati önem taşır.”

Güneş çarpmasından korunmak için ne tür önlemler alınabilir?

Güneş çarpmasından korunmak için öncelikle güneşin en yoğun olduğu saatlerde (genellikle 10:00-16:00 arası) doğrudan güneş ışığından kaçınmanın önemli olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, “Açık renkli, hafif ve bol giysiler giymek, şapka ve güneş gözlüğü kullanmak faydalıdır. Bol miktarda su içmek, düzenli olarak serinlemek ve alkolden kaçınmak gerekir. Fiziksel aktivite sırasında sık sık molalar verilmeli ve gölge alanlarda dinlenilmelidir. Ayrıca, güneş kremleri kullanarak cildi güneşin zararlı etkilerinden korumak da önemlidir.” diye bilgi verdi.

Güneşten kaçınmak yeterli değil!

“Güneş çarpması ve sıcak çarpması benzer mekanizmalara sahiptir, bu yüzden sadece güneşten kaçınmak yeterli değildir; ortam sıcaklığını da kontrol altında tutmak gereklidir.” diyen Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, “Bulunduğunuz ortamın sıcaklığı çok yüksekse, bu ortamı soğutmak için cam ve pencereleri açarak hava akışını sağlamak, vantilatörler ve klima kullanmak gibi önlemler alınmalıdır. Serin yerlerde dinlenmek ve vücut sıcaklığını kontrol altında tutmak hem güneş çarpmasından hem de sıcak çarpmasından korunmada etkili yöntemlerdir.” dedi.

Güneş çarpması durumunda ilk yardım olarak ne yapılmalı?

Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, güneş çarpmasının doğrudan bir tedavisinin olmadığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:

“Güneş çarpması yaşandığında sadece hastaneye gidip bir ilaçla iyileşmek mümkün değil. Bu yüzden güneş çarpmasını önlemek ve ilk yardım adımlarını bilmek hayati önem taşıyor. Son günlerde acil servislere güneş çarpması nedeniyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Ancak hastalarımız, başvuru esnasında genellikle şikayetlerinin besin zehirlenmesi gibi başka nedenlerden kaynaklandığını düşündüklerini söylüyorlar ve neredeyse hiçbir zaman güneş çarpması yaşadıklarının farkında değiller. Ülke olarak genel sağlık okuryazarlığımız iyi düzeyde olmasına rağmen, güneş çarpması konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. Bu da bu konuda yapılacak ilkyardım becerilerimizi negatif yönde etkiliyor. Bu bağlamda, güneş çarpması durumunda yapılacak ilk yardım adımları hayati önem taşıyor.

Giysileri çıkarılarak vücut soğutulmalı!

Kişi hemen serin ve gölge bir alana alınmalı, giysileri çıkarılarak vücudu soğutulmalıdır. Bu amaçla soğuk su veya ile ıslatılmış havlular kullanılabilir, ayrıca soğuk su banyosu da etkili bir yöntemdir. Buz kullanımı ise dikkatli yapılmalı, bu konuda eğitimli sağlık personeli tarafından uygulanmalıdır. Eğer kişi bilinçli ve sıvı içebilecek durumdaysa, bol miktarda su verilmelidir. Bilinç bulanıklığı olan veya aktif olarak kusan hastalara ağızdan sıvı vermeye çalışılmamalıdır; bu durumda damar yolu ile serum tedavisi gerekebilir. Hafif vakalarda ise ağızdan alınan sıvılar ve soğuk su ile duş gibi yöntemler genellikle yeterlidir.”

Güneş çarpması ciddi ve hayatı tehdit edebilecek bir durum

Güneş çarpmasının ciddi ve hayatı tehdit edebilecek bir durum olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Ali Cankut Tatlıparmak, “Özellikle yaz aylarında, sıcak hava dalgalarının sıklaştığı dönemlerde bu konuda bilinçli olmak hayati önem taşıyor. Güneş çarpmasından korunmak için alınacak basit önlemler, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebiliyor. Özellikle risk gruplarındaki kişilerin korunması için ekstra dikkat gösterilmeli ve gerekli durumlarda tıbbi yardım alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, erken müdahale hayat kurtarır. Güneş çarpması, sıcak çarpması gibi hastalıklar sadece ülkemizde değil, bütün dünyada son 10-20 yılda daha sık görülmeye başlandı.” diye sözlerini tamamladı.

Sağlık

Menopoz döneminde karşılaşılan sorunlar ve çözümleri

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Uzay Lebe, menopoz belirtileri ve dönemi daha rahat geçirmenin yolları hakkında bilgiler verdi.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak hizmet veren Op. Dr. Uzay Lebe, menopoz belirtileri ve bu dönemi daha rahat geçirmenin yolları hakkında önemli bilgiler verdi.

Op. Dr. Uzay Lebe, menopoz döneminde en sık karşılaşılan belirtileri şu şekilde sıraladı: “Menopoz döneminde sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku problemleri, ruh hali değişiklikleri ve kemik yoğunluğunda azalma gibi belirtiler sıkça görülür. Bu belirtiler, kadının günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.”

Menopoz belirtilerini hafifletmek için dengeli ve sağlıklı bir diyet takip etmek önemlidir. Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin gıdalar tüketmek, kemik sağlığını korumaya yardımcı olur. Yeterli miktarda su içmek ve kafein ile alkol tüketimini sınırlamak da sıcak basmaları ve gece terlemelerini azaltabilir. Düzenli egzersiz yapmak ise hem fiziksel hem de zihinsel sağlık için faydalıdır. Özellikle yürüyüş, yoga ve hafif aerobik egzersizler, genel sağlık durumunu iyileştirir ve ruh hali değişikliklerini dengelemeye yardımcı olur.

Menopoz döneminde karşılaşılan uyku problemleri hakkında da bilgi veren Dr. Lebe, “Uyku düzenini korumak için düzenli uyuma ve uyanma saatlerine sadık kalmak, yatak odasının serin ve karanlık olmasını sağlamak önemlidir. Yatmadan önce ağır yemekler yememek ve elektronik cihaz kullanımını sınırlamak da uyku kalitesini artırabilir.” dedi.

Dr. Uzay Lebe, menopoz döneminde duygusal ve psikolojik destek almanın önemini vurgulayarak, “Bu dönemde ruh hali değişiklikleri ve depresyon gibi duygusal zorluklar yaşanabilir. Bu nedenle, gerektiğinde bir terapist veya danışmanla görüşmek ve sosyal destek ağını kuvvetlendirmek önemlidir. Ayrıca, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres azaltıcı teknikler de faydalı olabilir.” dedi.

Op. Dr. Uzay Lebe’nin bu değerli önerileri, menopoz dönemini daha rahat ve sağlıklı geçirmenize yardımcı olacak niteliktedir. Unutmayın, bu dönemi bilinçli ve sağlıklı bir şekilde geçirmek, gelecekteki yaşam kalitenizi olumlu yönde etkileyecektir. Kendinize ve sağlığınıza önem verin, bu özel dönemi en iyi şekilde değerlendirin.

OKUMAYA DEVAM ET

Sağlık

Depresyon vakaları endişe verici şekilde artıyor

Depresyon, bireyin duygusal, fiziksel ve zihinsel sağlığını derinden etkileyen yaygın bir ruhsal sağlık sorunudur.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde yaklaşık 264 milyon insan depresyondan muzdariptir. Bu yaygınlık, depresyonun sadece bir moral bozukluğu değil, ciddi bir tıbbi durum olduğunu açıkça göstermektedir.

En belirgin belirtisi umutsuzluk hissi

Depresyonun belirtileri çok çeşitlidir ve her kişide farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Sürekli bir üzüntü, boşluk ya da umutsuzluk hissi en belirgin belirtilerden biridir. Bu duyguların yanında, bireyin daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybetmesi de yaygındır. Fiziksel belirtiler arasında enerji eksikliği, sürekli yorgunluk, uyku düzeninde bozulmalar (uykusuzluk veya aşırı uyuma), iştah değişiklikleri (aşırı yeme veya iştahsızlık) ve buna bağlı olarak kilo değişiklikleri bulunur. Ayrıca, baş ağrıları ve sindirim sorunları gibi açıklanamayan fiziksel şikayetler de depresyon belirtileri arasında yer alabilir. Zihinsel belirtiler de oldukça önemlidir; kişi konsantrasyon zorluğu, karar verme güçlüğü, geleceğe dair karamsarlık ve umutsuzluk hissedebilir. En ciddi belirtilerden biri ise ölüm ya da intihar düşünceleridir. Bu tür düşünceler, depresyonun ciddiyetini ve aciliyetini gösterir ve mutlaka dikkate alınmalıdır.

‘Ailede depresyon görülmesi bireyi daha da etkilemekte’

Depresyonun tek bir nedeni yoktur ve genellikle birden fazla faktörün birleşimi sonucunda ortaya çıkar. Biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin etkileşimi, depresyonun oluşumunda önemli rol oynar. Genetik yatkınlık, depresyonun biyolojik nedenleri arasında sayılır; ailesinde depresyon öyküsü olan bireylerde bu rahatsızlığın görülme riski daha yüksektir. Beyindeki kimyasal dengesizlikler (serotonin, norepinefrin ve dopamin) de depresyon riskini artırabilir. Psikolojik ve sosyal etkenler de depresyonun nedenleri arasında önemli yer tutar. Travmatik yaşam olayları, sevilen birinin kaybı, iş kaybı, ekonomik zorluklar veya ciddi hastalıklar gibi durumlar depresyon riskini artırabilir. Çocuklukta yaşanan travmalar ve kötüye kullanım da depresyonun gelişiminde rol oynayabilir. Sosyal izolasyon ve yalnızlık bu durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, sürekli olumsuz düşünceler ve düşük özgüven, depresyonun ortaya çıkmasını tetikleyebilir.

‘Tedavisi kişiye özel olmalı’

Depresyon tedavisinde erken müdahale ve kişiye özel tedavi planları oldukça önemlidir. Psikoterapi, depresyon tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Antidepresanlar, depresyon tedavisinde sıkça kullanılan bir başka yöntemdir. Beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzeltmeye yardımcı olan bu ilaçlar, genellikle birkaç hafta içinde etkilerini göstermeye başlar. Ancak, antidepresanlarla ilgili toplumda yaygın bazı önyargılar bulunmaktadır. Örneğin, birçok kişi antidepresanların bağımlılık yapıcı olduğunu düşünür. Oysa ki, antidepresanlar, doğru kullanıldığında bağımlılık yapmazlar. Bir başka önyargı ise antidepresanların kişiliği değiştirdiği yönündedir. Gerçekte, antidepresanlar depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur ve kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, kişiliğini değiştirmezler. Bazı kişiler de antidepresanların etkisiz olduğunu ya da sadece bir “plasebo” etkisi yarattığını düşünür. Ancak, birçok bilimsel araştırma, antidepresanların depresyon tedavisinde etkili olduğunu kanıtlamıştır. Bu ilaçlar, depresyonun biyokimyasal bileşenlerini hedef alarak, kişinin günlük işlevlerini geri kazanmasına yardımcı olabilir.

Meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri depresyona iyi geliyor

Yaşam tarzı değişiklikleri de depresyon belirtilerini hafifletebilir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku, depresyonun etkilerini azaltmada önemli rol oynar. Alkol ve madde kullanımından kaçınmak da tedavi sürecini destekler. Stresi azaltma teknikleri arasında meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri sayılabilir.

‘Profesyonel yardım en önemli ilk adım’

Depresyon belirtileri gösteren kişilerin bir sağlık profesyoneline başvurmaları önemlidir. Erken teşhis ve tedavi, depresyonun etkilerini minimize edebilir ve kişinin yaşam kalitesini artırabilir. Destek aramaktan çekinmeyin; depresyon tedavi edilebilir bir durumdur ve profesyonel yardım almak bu sürecin en önemli adımıdır. Unutmayın, yalnız değilsiniz ve yardım istemek güçsüzlük değil, aksine önemli bir adımdır. Kendi sağlığınıza ve iyiliğinize değer verin; gerekli desteği arayarak daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşabilirsiniz.

OKUMAYA DEVAM ET

Sağlık

Yazın böbrek taşı oluşumu artıyor

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri, yaşamı kabusa çeviren böbrek taşının, bazı basit kurallara dikkat edilerek önlenebileceğini belirtti.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Tedavi edilmeyen böbrek taşının ileride böbrek kaybına bile yol açabildiğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Özveri böbreklere zarar veren 5 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yetersiz su tüketimi

Yazın aşırı sıcaklar ve nem terlemeyi artırdığından vücuttan su kaybı da hızlanıyor. Ancak su içme alışkanlığı olmayan hatta suyu zorla içen pek çok kişi, bu nedenle sadece susadıklarında su içiyor ya da su yerine şekerli, gazlı içecekleri tüketiyor. Ancak özellikle yaz aylarında mutlaka günde 2,5 litre su içmek gerekiyor. Şekerli ve gazlı içecekler fayda yerine sağlığa zarar verirken, çay ve kahve içmek de sanıldığının aksine suyun yerine geçmediği gibi diüretik etkileri dolayısıyla vücuttan su atılmasına neden oluyor. Yetersiz su tüketimi böbrek taşı başta olmak üzere bir çok böbrek hastalığına zemin hazırlarken, tedavi edilmediğinde böbrek kaybına bile yol açabiliyor.

Aşırı tuz tüketimi

Ülkemizde ne yazık ki tuz tüketimi, olması gereken seviyenin çok üzerinde. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük tuz tüketimi kesinlikle 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemeli. Pek çok kişinin yemeklere ayrıca tuz eklediğini, bunun da kalp ve hipertansiyon gibi hastalıkların yanı sıra böbrekte de taş oluşumuna neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Hakan Özveri sebzeden süt ürünlerine dek pek çok yiyeceğin içerisinde tuz bulunduğunu, bu nedenle ayrıca yemeklere tuz eklememek gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda fast- food tarzı beslenme, hazır gıdalar ve çeşit çeşit atıştırmalıkların büyük ilgi gördüğünü ancak bu ürünlerin içinde çok yüksek miktarlarda tuz bulunduğunu belirten Doç. Dr. Özveri sağlıklı beslenmenin büyük önem taşıdığını söylüyor.

Yetersiz sebze tüketimi

Yaz aylarında dışarıda geçirilen sürenin artması, tatil dönemlerinde özellikle açık büfelerde sebze yemekleri yerine kızartma ve et ağırlıklı beslenme ile kahvaltıda işlenmiş et ürünlerine ağırlık verilmesinin de böbreklere zarar verdiğini vurgulayan Doç. Dr. Hakan Özveri, hayvansal proteinlerin aşırı tüketilmesi durumunda taş oluşumuna neden olduğunu, bu nedenle tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini söylüyor.

Sağlıksız diyet

Özellikle yaza girerken ve yaz mevsiminde tatile çıkmadan önce zayıflama amacıyla yapılan diyetler bir süre sonra sürdürülemeyip bırakılabiliyor hatta bırakıldıktan sonra çok daha fazla kilo olarak geri dönebiliyor. Fazla kilo şüphesiz sağlığın en önemli düşmanlarından biri olduğu gibi böbrek sağlığı için de son derece zararlı. Öyle ki aşırı kilolu ya da obezite tanısı konulan kişilerde böbrek taşı riskinin arttığı görülüyor. Ancak aşırı kilolardan kurtulmak için sürdürülebilirliği olmayan, fayda yerine zarar veren, yüksek proteinli şok diyetlerden ve her türlü ‘bitkisel’ adı altında satılan ürünlerden kaçınmak gerekiyor.

Sıcak ve nem nedeniyle eve kapanmak

Aşırı sıcaklar ve yüksek nem adeta göz açtırmıyor ve özellikle riskli gruptaki kişilerin güneşin dik olduğu saatlerde mümkünse evde kalmalarında fayda var. Yine, güneş ışınlarının dik ve yoğun geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında dışarıda spor yapmak da tehlikeli olabileceğinden, günün erken ya da akşam saatleri dışarıda yürüyüş/ spor için uygun zamanlar. Ancak bazı kişiler yazın mevsimsel koşulları nedeniyle dışarıda değil yürüyüş yapmak, hiçbir aktivitede bulunmayarak eve kapanabiliyorlar. Hareketsizlik de sağlığa pek çok açıdan zarar verdiği gibi böbrek taşının görülme sıklığının da artmasına neden olabiliyor. Bu nedenle egzersizi ihmal etmemek, hareketsiz kalmaktan kaçınmak gerekiyor.

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler