Connect with us

Haber

Böbrek Vakfı’na cihaz bağışı

Türk Böbrek Vakfı’nın yeni taşınacağı diyaliz merkezi için 3 diyaliz cihazı ve 5 ünitelik diyaliz suyu arıtma cihazı bağışlandı.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

35 yıldır Bahçelievler’de hastane ve diyaliz merkezi hizmeti sunan Türk Böbrek Vakfı, Sağlık Bakanlığı’nın talimatları doğrultusunda mevcut binasında faaliyetini durdurma kararının ardından hastalarını mağdur etmeden çevredeki diyaliz merkezlerine yerleştirdi. Yeni taşınacağı diyaliz merkezi için çalışmalarını hızlandıran vakfa, Uluslararası Lions Dernekleri’nden önemli bir bağış geldi.

Uluslararası Lions Dernekleri 118-Y Yönetim Çevresi Federasyonu tarafından düzenlenen bağış organizasyonu ve hibe ile elde edilen destek, geçtiğimiz günlerde Türk Böbrek Vakfı’na teslim edildi. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk’in ev sahipliğindeki ziyarete, 118-Y Yönetim Çevresi Başkanı Nur Arat ve çeşitli kulüplerden üyeler katıldı.

Yönetim Çevresi tarafından vakfın yeni taşınacağı diyaliz merkezi için üç hemodiyaliz cihazı ile beş ünitelik bir su arıtma cihazı (diyaliz tedavisinde kullanılan) bağışı yapıldı. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, konuşmasında başta Nur Arat olmak üzere destek veren tüm kulüplere ve üyelere teşekkür ederek, vakfın tüm çalışmalarının ve diyaliz merkezlerindeki hizmetlerinin bağışlarla sürdürüldüğünü belirtti. Bu bağışın son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Erk, vakfın yeni yerinde kaliteli diyaliz hizmeti vermeye devam edeceklerini ve bu konuda çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini söyledi. Ardından, 118-Y Yönetim Çevresi Başkanı Nur Arat’a teşekkür sertifikasını takdim etti.

Timur Erk; “Türk Böbrek Vakfı’nın yeni taşınacağı diyaliz merkezi için yapılan bu anlamlı bağış, hastaların tedavi süreçlerinde büyük bir kolaylık sağlayacak. Vakfın çalışmalarına katkıda bulunan tüm destekçilere teşekkür ederiz.” dedi.

OKUMAYA DEVAM ET

Haber

Ailesel kanserlerde ‘genetik test’ önemli

Prof. Dr. Serdar Ceylaner, ailesel kanserlerin klasik yöntemlerle tedavi edilse dahi tekrar etme riskinin yüksek olduğunu vurguladı.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir ve Tanısız Hastalıklar Komisyonu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Ceylaner, ailesel kanserlerin klasik yöntemlerle tedavi edilse dahi tekrar etme riskinin yüksek olduğunu vurgulayarak, genetik testlerin bu noktada kritik bir rol oynadığını belirtti.  Ceylaner,  ailesel kanser tanısının tedavi planını değiştirebileceğini, bu nedenle her kanser hastasında taranması gerektiğini ifade etti.

Ailesel kanserlere ilişkin yaptığı yazılı açıklamada Ceylaner, bu kanserlerin belirli genlerdeki mutasyonlar sonucu ortaya çıkan ve nesiller boyu aktarılabilen kanser türleri olduğunu belirterek, “Bu tür kanserlerin erken teşhisi ve kişiye özel tedavi ve takip planlaması, tekrarlama riskini azaltmada ve tekrar eden hastaları çok erken evrede teşhis etmekte büyük önem taşır.” dedi.

AİLESİNDE KANSER OLAN KİŞİLER MUTLAKA GENETİK DANIŞMANLIK ALMALI

Ailesel kanserlerin tekrar etmesine en iyi örneklerden birinin meme ve yumurtalık kanserleri olduğuna dikkat çeken Ceylaner, bu gen mutasyonlarının kanserin tekrar etme riskini önemli ölçüde arttığını vurguladı.

Ceylaner, genetik danışmanlık ve testlerin, bireylerin taşıdıkları riskleri anlamalarına ve buna göre önlemler almalarına yardımcı olabileceğini belirterek şöyle devam etti ;”Bu sayede, kanserin tekrarlama olasılığı önemli ölçüde azaltılabilir. Ailesinde tekrar eden kanserler olan veya kanser hastası olan kişiler mutlaka bir genetik hekiminden danışmanlık almalıdır ”Ailesel kanserlerde erken teşhis ve uygun tedavi planlamasının önemine dikkat çeken Ceylaner,  “Aile öyküsü ve genetik testler, kanser riskini belirlemede kritik öneme sahiptir. Erken teşhis, uygun tedavi ve düzenli takiplerle bu riskler minimize edilebilir” diye konuştu.

OKUMAYA DEVAM ET

Haber

Omuriliğine yerleştirilen pil sayesinde sağlığına kavuştu

2014 yılında geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu omurilik felci geçiren Okan Kurt (51), yıllarca tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşadı.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Trafik kazası sonucu C5-6 omurilik hasarı meydana gelen Okan Kurt, hayatının en güzel yıllarında engellerle boğuşmak zorunda kaldı. Omuriliğinde meydana gelen hasar sebebiyle, ellerini dahi kullanmayan Kurt, hayatının uzun bir süresini fizik tedavi alarak geçirdi.

2023 yılında araştırmaları sonucu ulaştığı Beyin ve Sinir Cerrahi Op. Dr. Aslıhan Çevik ile Kurt’a yeni bir tedavi planı yapıldı. Dr. Çevik kısa vadede kaybedilen hissiyatın yeniden gelmesi, istemli kas hareketlerinin tekrar başlaması için omurilik pili uygulamaya karar verdi.

Bu tedavi omuriliğe yerleştirilen özel bir pil ve hastaya özgü haritalama ile sinir uyarımını gerçekleştirerek kaybedilen hareket yeteneğini geri kazanmaya yardımcı olmaktadır. Dr. Çevik, bu yöntemin kullanımıyla birçok hastanın yaşamında önemli iyileşmeler sağladığını belirtiyor.

Ameliyatın üzerinden henüz 4 ay geçmesine rağmen Dr. Çevik’in kliniğinde yapılan kontrolde Okan Kurt, desteksiz walker yürüteç ile rahat bir şekilde yürümeyi başardı. Ameliyatın hemen ardından yavaş yavaş ayaklarına his geldiğini anlatan Kurt, “His gelmesiyle başlayan süreçte başta ufak hareketler geldi, kaslarım kasıldı. Hocamın haritalandırmaları sayesinde ilk adımlamalarım başladı ve akabinde tuvalet sorunum sona erdi. Ailem, hocam bu süreçte benimle yakından ilgilendi. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Her geçen gün daha da güçleniyorum, ilerliyorum. Bu uzun bir süreç ama güzel bir süreç” dedi.

“İYİLEŞMEYE DEVAM EDİYOR”

Op. Dr. Aslıhan Çevik, Okan Kurt’un tedavisinin devam ettiğini belirterek, “Bu tedavi de yüksek moral, iyileşme isteği ve tabi ki en büyük destecimiz ailemiz bize çok yardımcı oldu. Hastamızın hisleri giderek artıyor. Güçlenmeye devam ettikçe yürüyüşümüz daha da ilerleyecek, ilk başta amaç walker yürüteç ile desteksiz yürümekti ama şimdi hedef yürüteç olmadan yürümek” diye konuştu.

OKUMAYA DEVAM ET

Haber

Her yaşta tüp bebek olmaz

Op. Dr. Leyla Özkabakçı, tüp bebek tedavisinde yaşın hala neden önemli bir faktör olduğu konusunda şu bilgileri verdi.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

“Üreme tıbbındaki ilerlemeler bir zamanlar imkansız görünen şeyleri mümkün kıldı. Birçok ünlü isim, 40 – 50 yaşından sonra tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi oldu. Ancak bu haberler sizi yanıltmasın” diyen Op. Dr. Leyla Özkabakçı, ‘Mademki tüp bebek yaptırabiliyorum, istediğim zamana kadar bebek yapmayı geciktireyim, müsait olduğum zaman da yaparım’ fikri doğru değildir.  Çünkü tüp bebek tedavisi yüzde 100 başarı demek değildir. Tüp bebek tedavisinde eve bebek götürme oranı dünya ortalaması yüzde 35’i geçmez. 40 yaş sonrası bu oran çok daha fazla düşer. En iyi koşullarda bile tüp bebek tedavisi vakaların yalnızca yüzde 50’sinde başarılı olur. Birçok kadının birden fazla tedavi döngüsüne ihtiyacı vardır ve bazen bu bile yeterli değildir. Üreme sağlığı söz konusu olduğunda yaş güçlü bir faktördür” dedi.

BAŞARI ORANI YÜZDE 7’YE KADAR DÜŞÜYOR

20’li yaşlarında veya 30’lu yaşların başındaki sağlıklı bir çift için, yardımcı üreme yöntemleri olmadan hamile kalma ihtimali her ay yaklaşık yüzde 20 olduğunu belirten Op. Dr. Özkabakçı, “Bu yüzde, 37 yaşından sonra önemli ölçüde düşüyor ve 40 yaşına gelindiğinde bir kadının hamile kalma şansı adet döngüsü başına yüzde 10’dan azdır. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin 2015 tarihli bir raporuna göre, 41 ila 42 yaşları arasındaki bir kadının kendi yumurtalarıyla tüp bebek tedavisi kullanarak hamile kalma şansı yüzde 14’tür. 43 ila 44 yaşları arasında başarı oranı yüzde 7’ye düşüyor” diye konuştu.

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler