Connect with us

Hastalık

Antidepresanlar psikiyatrist önerisiyle kullanılmalı

Uzmanlar depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sıkıntıların, günlük yaşam zorluklarından kaynaklandığını belirti.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Sıkıntılı zamanlarda ilk iş olarak antidepresanlara başvurmak yerine, bir psikiyatristin önerisiyle antidepresan kullanılmasının daha uygun olduğunu söyleyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein (Murat Yusuf Hüseyin), “İlaç tedavisi kişiye göre planlanır. Kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir, bu nedenle kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız.” uyarısında bulundu.

Antidepresanlar psikiyatrist önerisiyle kullanılmalı

Antidepresanların çeşitli ruhsal bozukluklarda sıklıkla başvurulan ilaçlar olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, antidepresanların genellikle depresyon tedavisinde kullanıldığını ancak, anksiyete bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu ve uyku bozuklukları gibi durumlarda da etkili olabildiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, ilk iş olarak antidepresanlara başvurmak yerine, bir psikiyatristin önerisiyle kullanılmasının daha uygun olacağı konusunda da uyardı.

“Sürekli devam eden psikolojik sıkıntılarda profesyonel yardım almak önemli”

Depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sıkıntıların, günlük yaşam zorluklarından kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, “Ancak, işlevsellikte bozulma, akademik başarının azalması, ilişkilerde zorluklar yaşanması gibi belirtiler devam ederse veya şiddetlenirse, bir psikiyatriste başvurulması önemlidir. Kaygılanmak, korkmak, tedirgin hissetmek ve uyku düzeninde bozulmalar gibi belirtiler herkesin başına gelebilir, ancak sürekli bir şekilde devam ederse, profesyonel yardım almak önemlidir.” dedi.

“İlaç tedavisi kişiye göre planlanır”

Antidepresan kullanımına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, bu ilaçları doktor tavsiyesiyle kullanmanın önemine dikkat çekti ve şöyle devam etti:

İlaç tedavisi kişiye göre planlanır. Antidepresanları düzenli kullanmak önemlidir, çünkü alındığı anda etki etmeyebilirler. Genellikle ilk hafta veya on gün içinde bazı olası yan etkiler görülebilir. İlaç kesilmemeli ve etkisinin görülmesi için bir süre beklenmelidir. Çoğu antidepresan, ikinci veya üçüncü haftadan sonra etki etmeye başlar ve yan etkileri izlemek önemlidir.

Her ilacın kendine göre bir kullanımı var. Doz değiştirilerek başlanabilir veya bırakılabilir. Bu konuda doktorunuzun tavsiyelerini dinlemek önemlidir. Genellikle, antidepresanlar günde bir kez alınır ve 2 veya 3 hafta sonra etkileri değerlendirilir.”

“Yan etkiler genellikle geçicidir”

Birçok farklı grup antidepresan olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein, “SSR dediğimiz serotonin geri alım inhibitörleri, daha nöroenerjik sistem trisiklik antidepresanları gibi farklı gruplarda ilaçlar bulunuyor. Bunların yan etkileri de farklı oluyor. Olası yan etkileri ilk 5 gün veya 1 hafta gibi sürede görülebilir. Baş ağrısı, mide bulantısı nadiren de olsa kusma, ağız kuruluğu, terlemede artış, hafif bir titreme hali, kaygılı hissetmek, tuvalet durumlarında değişiklikler, kabızlık veya ishal, iştahta artma veya azalma, nadiren konsantrasyonda zorluk gibi etkiler ortaya çıkabilir. Bu etkiler genellikle geçicidir, zamanla azalır ve sonrasında yok olur.” şeklinde konuştu.

Antidepresanlar diğer ilaçlarla etkileşime girebilir

Antidepresanların kullanılan diğer ilaçlarla etkileşime girebileceği konusuna da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Mourat Giousouf Chousein sözlerini şöyle tamamladı:

“İstenmeyen yan etkilere veya ilaç etkinliğinde değişikliklere neden olabilir. Bu nedenle, diğer ilaçlarla birlikte kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız. Antidepresanların düzenli kullanımı önemlidir, ancak antibiyotikler gibi aynı saatte alınmaları gerekmez. Tedavi süresi ve dozu, doktorun önerilerine göre belirlenmelidir.

Antidepresan kullanım süresi, tedaviye verilen cevaba ve hastanın durumuna bağlı olarak değişebilir. Tedaviyi bir uzmanla görüşerek belirlemek önemlidir. Gerektiğinde, uzun süreli kullanımın riskleri göz önünde bulundurulmalıdır.”

Hastalık

Egzama ile yaşam: Günlük bakım ve tedavi yöntemleri

Egzama, ciltte kaşıntılı, kırmızı ve iltihaplı döküntülerle kendini gösteren kronik bir cilt rahatsızlığıdır.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova – İzmir şubesinde Dermatoloji Uzmanı olarak hizmet veren Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, egzama belirtileri, tetikleyiciler ve tedavi yöntemleri üzerine kapsamlı bilgiler sundu.

Egzama, genellikle ciltte kuruluk, kaşıntı, kızarıklık ve şişlik ile kendini gösterir. Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, egzama belirtilerinin kişiden kişiye değişebileceğini ancak en yaygın belirtiler arasında ciltte kabarcıklar, kalınlaşma ve çatlaklar bulunduğunu belirtti. Özellikle geceleri artan kaşıntının, egzamanın en rahatsız edici belirtilerinden biri olduğuna dikkat çekti.

Tetikleyiciler ve bakım yöntemleri

Egzama belirtilerini tetikleyen pek çok faktör bulunmaktadır. Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, egzamanın tetikleyicileri arasında stres, deterjanlar, sabunlar, alerjenler ve sıcak-soğuk hava değişimleri gibi çevresel faktörlerin yer aldığını söyledi. Ayrıca, bazı gıdaların da egzama belirtilerini artırabileceğini belirtti. Egzama hastalarının bu tetikleyicileri tanımlayarak uzak durmaları büyük önem taşır.

Egzama tedavisinde, hem cilt bakımı hem de tıbbi tedavi yöntemleri önemli rol oynar. Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, egzama ile yaşamı kolaylaştıracak günlük bakım ve tedavi yöntemlerini şöyle sıraladı: Egzamalı cildin nem kaybına daha yatkın olduğunu belirten Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, nemlendiricilerin düzenli olarak kullanılmasını ve cilt kuruluğunun önlenmesini tavsiye etti. Nemlendiricilerin, cildin su tutma kapasitesini artırarak kaşıntıyı ve kuruluğu azalttığını ifade etti.

Tedavi yöntemleri

Egzama belirtilerini hafifletmek için steroid içeren kremler kullanılabilir. Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, steroid kremlerin iltihaplanmayı ve kaşıntıyı azaltarak cildin iyileşmesini sağladığını ancak bu kremlerin uzun süreli kullanımının bazı yan etkilere yol açabileceği için doktor tavsiyesi ile kullanılması gerektiğini vurguladı.

Egzama hastalarının kaşıntıyı kontrol altına alabilmesi için antihistaminik ilaçlar da reçete edilebilir. Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, antihistaminiklerin kaşıntıyı azaltarak hastaların rahatlamasına yardımcı olduğunu ve özellikle gece kaşıntısı yaşayan hastalar için faydalı olduğunu belirtti.

Egzama hastalarının kaşıntıyı kontrol altında tutması önemlidir. Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar, kaşımanın cildin daha da tahriş olmasına ve enfeksiyon riskinin artmasına yol açabileceğini belirterek, kaşıntıyı hafifletici tedavi yöntemlerinin uygulanması ve tırnakların kısa tutulması gerektiğini söyledi.

Egzama ile yaşamı kolaylaştırmak için hem günlük bakım hem de tıbbi tedavi yöntemleri büyük önem taşır. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova – İzmir şubesinde Dermatoloji Uzmanı olarak hizmet veren Uzm. Dr. Rahime Kaşıkaralar’ın önerilerine uyarak, egzama belirtilerini hafifletebilir ve yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.

OKUMAYA DEVAM ET

Hastalık

Bağışıklık sistemi düşüklüğünün 11 belirtisi

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, bağışıklık sistemi sorunlarının çeşitli sağlık problemlerine neden olabileceğini belirtti.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve uyku, stres yönetimi, hijyen ve sigara içmemenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, bağışıklık sisteminin düşük olduğunu gösteren 11 belirtiyi paylaştı:

Sık sık enfeksiyon geçirmek

Bağışıklık sistemi güçsüzlüğünün en yaygın belirtilerinden biri, sık sık enfeksiyon geçirmektir. Eğer yılda birkaç kez soğuk algınlığı, grip, idrar yolu enfeksiyonu veya diğer enfeksiyonları yaşıyorsanız bağışıklık sisteminiz zayıf olabilir.

Yavaş iyileşen yaralar

Yaralarınızın ve kesiklerinizin normalden daha uzun sürede iyileştiğini fark ediyorsanız, bu bağışıklık sistemi güçsüzlüğünün bir işareti olabilir. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, yaraların hızlı ve etkili bir şekilde iyileşmesini sağlar.

Sürekli yorgun hissetmek

Sürekli yorgun hissetmek ve enerjik olmamak da bağışıklık sistemi sorunlarının bir belirtisi olabilir. Bağışıklık sistemi, vücudu enfeksiyonlarla savaşmak için zorladığında kronik yorgunluk oluşabilir.

Cilt sorunlarıyla karşılaşmak

Cilt sağlığı, bağışıklık sistemimizin bir yansımasıdır. Kişide sık sık cilt enfeksiyonları, kızarıklık, egzama veya sedef hastalığı gibi problemler gözlemleniyorsa, bu durum bağışıklık sistemi güçsüzlüğünü gösterebilir.

Sindirim sorunları yaşamak

Bağışıklık sistemi, sindirim sistemi ile yakından ilişkilidir. İshal, kabızlık, şişkinlik veya gaz gibi kronik sindirim sorunları yaşıyorsanız bağışıklık sisteminizi güçlendirmekte fayda var.

Kronik sinüzit

Sinüzit, sinüs boşluklarının iltihaplanmasıdır ve genellikle bağışıklık sistemi sorunlarının bir işareti olarak kabul edilir.

Alerjik reaksiyonlar

Bağışıklık sistemi sorunları, vücudun normalde zararsız olan maddelere karşı aşırı tepki vermesine neden olabilir. Sık sık alerjik reaksiyonlar yaşıyorsanız bu durum bağışıklık sisteminizin düzgün çalışmadığını gösterebilir.

Ateş ve titreme

Açıklanamayan ateş ve titreme atakları, vücudunuzun bir enfeksiyonla savaşmaya çalıştığını ve bağışıklık sisteminizin zorlandığını gösterebilir.

Lenf bezlerinde şişlik

Lenf bezlerinde sürekli şişlik, bağışıklık sistemi sorunlarının bir belirtisi olabilir. Lenf bezleri, bağışıklık sistemimizin bir parçasıdır ve enfeksiyonlarla savaşırken şişebilir.

Otoimmün hastalıklar

Bağışıklık sistemi bazen vücudun kendi hücrelerine saldırarak otoimmün hastalıklara yol açabilir. Lupus, romatoid artrit, Hashimoto tiroiditi gibi otoimmün hastalıklar bağışıklık sistemi sorunlarının ciddi belirtilerindendir.

OKUMAYA DEVAM ET

Hastalık

Her baş dönmesi vertigo değildir

Çağın önemli hastalıkları arasında yer alan vertigonun tedavisi için doğru tanının önemli.

Maksat Sağlık

Yayınlandı

:

Tarafından

Vertigodakişinin kendisini boşlukta dönüyor, devriliyor, sallanıyor ya da düşüyormuş gibi hissedebilmesine yol açabileceğini paylaşan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Saltürk, vertigonun sıklıkla baş dönmesi olarak adlandırıldığını belirterek, “Bütün vertigo durumlarında baş dönmesi olmakla birlikte, her baş dönmesi vertigo değildir” dedi.

Vertigonun iç kulağı ya da beynin denge ile ilgili bölümlerini etkileyen hastalıklardan kaynaklandığının altını çizen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Saltürk, “Dönme hissine ek olarak, bulantı, denge kaybı, duyma veya görme ile ilgili problemler ve baş ağrısı görülebilir. Doktorlar sıklıkla kişinin problemi tarif etmesine dayanarak ve fiziksel muayene sonuçlarına göre tanı koyarlar, ancak bazen başka testler de gerekebilir. Bugün VNG testi ile hızlıca tanı koyup uygun tedaviye başlanması mümkün” dedi.

İLK VERTİGO ATAKLARI ŞİDDETLİ OLABİLİR

Vertigonun belirtilerini sıralayan Prof. Dr. Ziya Saltürk, “Vertigo nöbeti sırasında hızlı bir şekilde tekrarlayan anormal göz hareketi ile karakterize nistagmus yani gözlerde bir yöne doğru hızlı titreme hareketi ve bazen daha yavaş bir şekilde orijinal pozisyona geri dönüş, bulantı ve bazen kusma görülebilir. İç kulak hastalıklarına bağlı vertigolarda bazen bu belirtilerin yanı sıra kulak çınlaması, ilerleyici duyma kaybı, etkilenen kulakta doluluk ya da baskı hissi de oluşabilir. İç kulak hastalıklarında ağırlıklı olarak çevre dönüyor hissi vardır. İlk ataklar genellikle şiddetli olur ve bulantı kusma eşlik edebilir” hatırlatmasında bulundu.

Vertigonun her yaşta görüldüğünü ancak ileri yaşı daha çok etkilediğini paylaşan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Saltürk, “İç kulak kanalında kalsiyum partiküllerinin yer değiştirmesiyle meydana gelen ve iyi huylu ataklar halinde seyreden pozisyonel vertigo, baş dönmelerinin en sık sebebi. Başın aniden yukarı-aşağı hareket ettirildiğinde ya da yatakta dönerken oluşabilir. Sebebi bilinmemekle beraber, üst solunum yolu enfeksiyonu, mevsim dönüşleri, duygusal ve fiziksel stres gibi faktörler ile ataklar başlayabilir” dedi.

OKUMAYA DEVAM ET

Trendler